Gönderen: ankarahukuk | Şubat 21, 2007

CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (2)

TERCÜMAN BULUNDURULACAK HALLER

Madde 252 – Maznun Türkçe bilmiyorsa bir tercüman vasıtasiyle hiç olmazsa Cumhuriyet Müddeiumumisinin ve müdafiin son iddia ve müdafaalarının neticeleri kendisine anlatılır.

Sağır veya dilsiz olan maznuna bunlar yazı ile bildirilemiyecek olursa 58 inci madde mucibince muamele olunur.

DURUŞMANIN BİTMESİ VE HÜKÜM

Madde 253 – (Değişik madde: 05/03/1973 – 1696/37 md.)

Duruşmanın sona erdiği tefhim olunduktan sonra hüküm verilir.

Sanığın beraatine veya mahkümiyetine, davanın reddine veya düşmesine ve muhakemenin durmasına dair kararlar hükümdür.

Aynı konuda, aynı sanık için evvelce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine karar verilir.

Kovuşturmanın ve dolayısiyle muhakemenin yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın gerçekleşmediği anlaşılırsa, gerçekleşmesini beklemek üzere, muhakemenin durmasına karar verilir.

Ceza Kanununun birinci kitabının dokuzuncu babında davanın düşmesi sebebi olarak gösterilen haller varsa veya muhakeme şartının gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa davanın düşmesine karar verilir.

Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma veya düşme kararı verilemez.

DELİLLERİ TAKDİR SALAHİYETİ

Madde 254 – Mahkeme irat ve ikame edilen delilleri duruşmadan ve tahkikattan edineceği kanaate göre takdir eder.

(Ek fıkra: 18/11/1992 – 3842 /24 md.) Soruşturma ve kovuşturma organlarının hukuka aykırı şekilde elde ettikleri deliller hükme esas alınamaz.

ADİ HUKUK MESELELERİNDE CEZA MAHKEMELERİNİN SALAHİYETİ

Madde 255 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Bir fiilin suç olup olmaması, adi hukuka müteallik bir meselenin halline bağlı ise ceza mahkemesi bu meseleye dahi ceza işlerindeki usul ve deliller için mer ‘i kaidelere göre karar verir.

Bununla beraber mahkeme, muhakemeyi talik ve hukuk davas ı açılması için alakadarlara bir mehil verebilir.

Hukuk mahkemesinden bu babda bir hüküm çıkmasını da bekliyebilir.

Ceza mahkemelerinde son tahkikat esnasında suçtan zarar görenlerle maznunların yaşlarında ceza hükümleri bakımından lüzum görülecek tashihlerin Nüfus Kanunundaki usule göre icrası ceza mahkemesine aiddir. Bu babda verilecek karar esas hükümle birlikte temyiz olunabilir.

HÜKÜM VE KARARLARDA LAZIM OLAN REY MİKTARI

Madde 256 – Mahkemece hüküm ve kararlar ittifak veya ekseriyetle verilir.

Muhalefet sebeplerinin zabıtnamede gösterilmesi mecburidir.

HÜKMÜN MEVZUU VE SUÇU TAKDİRDE MAHKEMENİN SALAHİYETİ

Madde 257 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Hükmün mevzuu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibarettir.

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/51 md.) Fiili takdirde mahkeme, iddia ve müdafaalarla bağlı değildir.

SUÇUN MAHİYET VE VASFININ DEĞİŞMESİ

Madde 258 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/52 md.) Sanık, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir halde bulundurulmadıkça, iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun temas ettiği kanun hükmünden başkasıyla mahküm edilemez.

Ceza Kanununda tayin edilmiş olup cezanın artırılmasını icab edecek mahiyette bulunan hallerin ilk defa duruşma sırasında serdedilmesi halinde dahi aynı hüküm caridir.

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/52 md.) Sanık, iddianamede yazılı suçtan daha ağır bir madde hükmüne maruz bırakıldığını veya ikinci fıkrada gösterilen nitelikte yeni ileri sürülen hallerin mevcudiyetini bildirerek, savunmasını hazırlayamadığı itirazında bulunacak olursa, mahkeme, duruşmanın başka güne bırakılmasına karar verir.

Bundan başka mahkeme vaziyette hasıl olan değişiklikler neticesinde iddia ve müdafaayı layıkile hazırlamak için muhakemenin talikine lüzum görürse gerek taleb üzerine ve gerek kendiliğinden muhakemeyi talik edebilir.

(Ek fıkra: 05/03/1973 – 1696/38 md.) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirmeler varsa müdafie yapılır. Müdafi sanığa tanınan haklardan onun gibi faydalanır.

(Ek fıkra: 07/01/1981 – 2369/8 md.; Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/52 md.) İddianamede gösterilen suçun temas ettiği kanun maddelerinde belirtilen cezadan daha az bir ceza verilmesini gerektiren hallerde sanık, meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmez veya davetiye tebliğ edilemez ise bu maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanmaz.

DURUŞMA SIRASINDA SANIĞIN YENİ BİR SUÇUNUN ORTAYA ÇIKMASI

Madde 259 – (Değişik madde: 21/05/1985 – 3206/53 md.)

Sanığın, iddianamede yazılı suçtan başka bir suç işlemiş olduğu duruşma sırasında ortaya çıkarsa, Cumhuriyet savcısının talebi ve sanığın muvafakatıyla her ikisi birlikte hükmolunmak üzere bu suç, duruşması yapılmakta olan işle birleştirilebilir.

Yeni suç mahkemenin yetkisi haricinde olur veya kendisine göre daha üst bir mahkemenin görevine dahil bulunursa yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.

HÜKMÜN ESBABI MUCİBESİNDE GÖSTERİLMESİ LAZIMGELEN NOKTALAR

Madde 260 – Maznun mahküm olursa hükmün esbabı mucibesinde mahkemece suçun kanuni unsurları olmak üzere sabit ve muhakkak addedilen vakıalar gösterilir; eğer delil başka vakıalardan istintaç edilmiş ise bunlar dahi hükümde söylenir.

Duruşma sırasında Ceza Kanununda muayyen olup cezanın kaldırılmasını veya tahfif veyahut teşdidini mucip olacak mahiyetteki hallerin vücudu serdedilmiş ise hükmün esbabı mucibesinde bu hallerin sabit addedilip edilmediği gösterilir.

Bundan başka mahkümiyete dair hükmün esbabı mucibesi Ceza Kanununun tatbik olunan maddesini veya ceza miktarının tayinine hakimi sevkeden halleri muhtevi olur.

Ceza Kanunu umumi surette daha hafif bir cezanın tatbikını esbabı muhaffife vücuduna bağlı kılmış ise bu sebeplerin vücudu kabul veya reddolunduğu takdirde hükmün esbabı mucibesi bunlara mütaallik kararları dahi gösterir.

Kanun yollarına müracaata salahiyeti olanlar bu haklarından vaz geçtiklerini beyan ederlerse suçun kanuni unsurlarını gösteren vakıaların ve tatbik edilen kanun maddesinin söylenmesi yeter.

Beraet halinde hükmün esbabı mucibesi maznunun isnat olunan suçu işlediğinin sabit olmamasından mı yoksa sabit ve mütehakkik addedilen suçun kanunda bir mahkümiyeti istilzam edemediğinden mi beraetine hükmolunduğunu gösterir.

HÜKMÜN NE SURETLE TEFHİM OLUNACAĞI

Madde 261 – (Değişik madde: 04/06/1985 – 3206/54 md.)

Hükmün tefhimi duruşmanın sonunda, en az 268 inci maddede belirtilen hüküm fıkrasının duruşma tutanağına geçirilerek okunması ve gerekçenin başlıca noktalarının sözlü olarak bildirilmesi suretiyle olur.

Hüküm fıkrası ayakta dinlenir.

Hükmün tefhimi sırasında sanık hazır bulunduğu takdirde, varsa kanun yolları kendisine bildirilir.

VAZİFESİZLİK KARARI VERİLMİYEN HAL

Madde 262 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Mahkeme, duruşmada anlaşılan vasıf ve mahiyetini ileri sürerek davanın görülmesi derecesi dun bir mahkemeye aid olduğundan bahisle vazifesizlik kararı veremez.

VAZİFESİZLİK KARARI VERİLMESİ LAZIM GELEN HAL VE NETİCESİ

Madde 263 – (Değişik madde: 04/06/1985 – 3206/55 md.)

Duruşmalarda sanığa yüklenen suçun, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.

Bu karar aleyhine Cumhuriyet savcısı acele itiraz yoluna başvurabilir.

DURUŞMA TUTANAĞI

Madde 264 – (Değişik madde: 21/05/1985 – 3206/56 md.)

Duruşma için tutanak tutulur ve mahkeme başkanı ile zabıt katibi tarafından imzalanır. Mahkemece gerekli bulunduğunda duruşma safahatı, mahkemenin uygun ve lüzumlu göreceği teknik araçlarla tespit olunabilir. Bu tespite dayanılarak sonradan düzenlenecek duruşma tutanaklarının, duruşma safahatına uygun olduğu, mahkeme başkanı ve tutanağı düzenleyen zabıt katibi tarafından tasdik edilir.

Mahkeme başkanının özürü bulunursa tutanak üyelerin en kıdemlisi tarafından imzalanır.

MUHAKEME ZABITNAMESİNİN İHTİVA EDECEĞİ NOKTALAR

Madde 265 – Muhakeme zabıtnamesi

1 – Duruşmanın icra kılındığı yer ve tarihi,

2 – Hakimlerin, Cumhuriyet Müddeiumumisinin, zabıt katibinin ve varsa tercümanın adını,

3 – İddianamede tavsif edildiği gibi suçun ne olduğunu,

4 – Maznunların, müdafilerin, davacıların adlarını,

5 – Muhakemenin açık mı yoksa gizli mi olduğunu, ihtiva eder.

ZABITNAMEDE YAZILACAK DİĞER NOKTALAR

Madde 266 – Zabıtname kısaca duruşmanın cereyanı ile neticelerini ve muhakeme usulünün esaslı merasimine riayet olunduğunu vuzuhla gösterir.

Duruşma esnasında okunulan evrak ve vesikaların neden ibaret olduğunu ve dermeyan edilen iddiaların hulasalarını ve verilen kararlarla hüküm fıkrasını ihtiva eder.

Duruşma bir sulh mahkemesinde cereyan etmişse zabıtname sorgularla şahitlerin beyanatının hulasalarını da ihtiva eder.

Duruşma sırasında hadis olan bir vakıayı tesbit etmek yahut bir şahadet ve beyanı tamamiyle yazmak iktiza ederse reis öylece yazılmasını ve okunmasını emreder. Bunların okunduğu ve yazılan hususun tasdik olunduğu veya ne gibi itirazlar edildiği zabıtnameye geçirilir.

ZABITNAMENİN İSPAT KUVVETİ

Madde 267 – Duruşmanın nasıl yapılacağı hakkındaki kanuni merasime riayet edilip edilmediği ancak zabıtname ile ispat olunabilir. Zabıtnamenin bu kısmına karşı yalnız sahtelik iddiası yapılabilir.

HÜKMÜN ESBABI MUCİBESİ VE HÜKÜM FIKRASININ İHTİVA EDECEĞİ NOKTALAR

Madde 268 – Hükmün esbabı mucibesi tamamiyle zabıtnameye dercedilmemişse tefhimden üç gün içinde dava dosyasına raptolunur.

Hüküm ve kararlar buna iştirak eden hakimler tarafından imzalanır.

Hükmün beyaz edilmesinde, hakimlerden biri imza edemeyecek halde ise maniin sebebi reis tarafından ve bununda bulunmaması halinde hükümde hazır bulunan hakimlerin en kıdemlisi tarafından hükmün altına yazılır.

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/57 md.) Hüküm fıkrasında; 253 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığını tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.

Hükümlerin ikinci nüshaları ve hulasaları reis ve zabıt katibi tarafından imzalanır ve mahkeme mühriyle mühürlenir.

YEDİNCİ FASIL: GAİPLERİN MUHAKEMESİ

GAİBİN TARİFİ

Madde 269 – Meskeni bilinmeyen veya yabancı memlekette sakin olupta salahiyetli mahkeme huzuruna celbi mümkün olmıyan yahut bu surette davetin neticesiz kalacağı kuvvetle anlaşılan maznun gaip sayılır.

GAİP HAKKINDA DURUŞMA AÇILMASI

Madde 270 – Bir gaibin aleyhinde tahkikata mevzu teşkil eden suç para cezasını veya müsadereyi yahut her ikisini istilzam ederse duruşma açılabilir.

Bu bapta 271 den 277 nciye kadar olan madde hükümleri tatbik olunur.

Madde 271 – (Mülga madde: 11/02/1959 – 7201/62 md.)

CELPNAMEDE YAZILACAK NOKTALAR

Madde 272 – Celpname; maznunun adını, sanını, yaşını, işini ve malüm ise ikametgah ve meskenini, isnat olunan suçu ve duruşma günü ile saatini ihtiva eder.

Bundan başka maznun mazereti olmaksızın hazır bulunmazsa duruşmanın yapılacağı ihtarı celpnameye ilave olunur.

MAZNUN NAMINA DURUŞMAYA KABUL OLUNABİLECEK KİMSELER

Madde 273 – Maznun namına bir müdafi duruşmaya gelebilir. Kanuni hısımlarından bir kimse de onu temsil etmek üzere, kendisinden bir vekaletname aranmaksızın kabul olunabilir.

Madde 274 – (Mülga madde: 11/02/1959 – 7201/62 md.)

MAZNUN NAMINA KANUN YOLLARINA MÜRACAAT

Madde 275 – 273 üncü maddede gösterilen kimseler, maznun için açık bulunan kanun yollarına müracaat edebilirler.

MUAYYEN EŞYANIN HACZİ

Madde 276 – Hükmolunabilecek para cezasının en yüksek derecesini ve muhakeme masraflarını istifaya yetişecek miktarda maznunun muayyen malları icabında hakim tarafından haczolunabilir. Bu haciz hakkında icra Kanununun hükümleri tatbik olunur.

Haciz vaz ‘ ını icap ettiren sebepler kalmazsa haciz kaldırılır.

UMUMİ HACİZ

Madde 277 – Yukardaki maddeye göre haciz kabil olmaz veya haczolunacak mal yetmezse maznunun Türkiye ‘de elde edilebilecek bütün mallar ı haczolunabilir. Bu karar Resmi Gazete ile ve mahkeme tensip ederse diğer gazetelerde ilan edilir.

Haciz kararının Resmi Gazete ile birinci ilanından sonra, maznunun haczedilen mallar üzerindeki temliki tasarrufları Devlet Hazinesi hakkında hükümsüzdür.

Umumi haczi istilzam eden sebepler kalkar veya 276 ncı madde mucibince bir malın haciz suretiyle Hazinenin hukuku temin edilirse umumi haczi kaldırılır.

Haczin vaz ‘ ı hangi gazetelerle ilan edilmişse kaldırıldığı da o gazetelerle ilan olunur.

GAİP HAKKINDA DURUŞMA AÇILMAMASI VE ALEYHİNE YAPILACAK İŞLER

Madde 278 – Gaip hakkında duruşma yalnız 270 inci maddede yazılı hallerde açılır. Bu hallerden başkasında gaip aleyhinde yapılacak işler, ileride hazır bulunursa delillerin haliyle muhafazasını temin içindir.

Bu işler 279 dan 287 nciye kadarki maddelere göre yapılır.

MÜDAFİ KABUL İNTİHABI

Madde 279 – (İlk fıkra Mülga: 21/05/1985 – 3206/82 md.)

Maznunun kanuni hısımlarından olan kimseler dahi ona bir müdafi intihap etmek hakkını haizdirler.

Şahitler ve ehlihibre yemin ile dinlenir.

TAHKİKAT İŞLERİNDEN GAİBE HABER VERİLİP VERİLMEYECEĞİ

Madde 280 – Gaip olan maznun kendisine tahkikat işlerinin cereyanından haber verilmesini asla talep edemez.

Bununla beraber hakim meskeni bilinen maznuna malümat verebilir.

GAİBE İHTAR

Madde 281 – Meskeni bilinmiyen gaibe hakim huzurunda ispatı vücut etmesi yahut meskenini bildirmesi gazetelerle ihtar olunabilir.

GAİP HAKKINDAKİ DELİLLERİN NE SURETLE TOPLANACAĞI

Madde 282 – Son tahkikat açıldıktan sonra maznunun gaip olduğu anlaşılırsa başkaca toplanılması icap eden deliller bir naip veya istinabe olunan hakim vasıtasiyle toplanır.

TEVKİF MÜZEKKERESİNİ İCAP ETTİRECEK HALLERDE HACİZ

Madde 283 – (Değişik madde: 28/06/1938 – 3515/1 md.)

Aleyhinde hukuku amme davası açılmış olan gaib, tevkif müzekkeresi kesilmesini icab ettirecek kuvvetli şübheler altında ise Türkiye dahilindeki malları asliye mahkemesi reis veya hakimi tarafından verilecek kararla haczolunabilir.

Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının birinci babında yazılı ölüm veya ağırhapis cezalarını müstelzim cürümlerden maznun olanların kaybolması halinde yukarıki fıkraya göre mallarının haczine karar verilmesi mecburidir.

HACİZ KARARININ İLANI

Madde 284 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Haciz kararı Resmi Gazete ile ve asliye mahkemesi reisi veya hakimi tensib ederse diğer gazetelerle de ilan olunur.

MAZNUNUN MEMNU OLDUĞU TASARRUFLAR VE İDARE MAKAMI

Madde 285 – Resmi Gazete ile birinci ilandan sonra maznun haczedilen malları üzerinde ölüme bağlı tasarruflardan maada tasarruflarda bulunamaz.

Haciz kararı gaiplerin mallarını idare eden makama tebliğ edilir. Bu makam malların idaresini temin için iktiza eden kanuni tedbirleri alır.

HACZİN KALDIRILMASI VE İLANI

Madde 286 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Konmasını icab eden sebepler kalmazsa haciz kaldırılır.

Haczin konduğu hangi gazetelerle ilan edilmişse kaldırıldığı da o gazetelerle ilan olunur.

Madde 287 – (Mülga madde: 21/05/1985 – 3206/82 md.)

MAZNUNA VERİLECEK TEMİNAT VARAKASI

Madde 288 – Mahkeme gaip olan maznun hakkında bir teminat varakası verebilir. Bu teminat şartlara bağlanabilir.

Teminat varakası hangi suç için verilmiş ise maznunu yalnız ondan dolayı tevkiften masun bulundurur.

Maznun hürriyeti tahdit eden bir ceza ile mahküm olur veya kaçmak hazırlığında bulunur yahut teminat varakasının bağlı olduğu şartlara riayetsizlik ederse teminatın hükmü kalmaz.

ÜÇÜNCÜ KİTAP: KANUN YOLLARI

BİRİNCİ FASIL: UMUMİ HÜKÜMLER

KANUN YOLLARINA MÜRACAAT HAKKI

Madde 289 – Adli kararlar aleyhine gerek Cumhuriyet Müddeiumumisi ve gerek maznun için kanun yolları açıktır.

Cumhuriyet Müddeiumumisi maznun lehine olarak da kanun yollarına müracaat edebilir.

MÜDAFİİN MÜRACAAT HAKKI

Madde 290 – Müdafi maznunu açık arzusuna muhalif olmamak şartiyle kanun yollarına müracaat eyliyebilir.

KANUNİ MÜMESSİLİN VE EŞİN MÜRACAAT HAKKI

Madde 291 – (Değişik madde: 18/11/1992 – 3842/25 md.)

Sanığın kanuni mümessili ve eşi sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden müracaat edebilirler. Sanığın müracaatına ilişkin hükümler, bunlar tarafından yapılacak müracaat ve onu takip eden işlemler için de geçerlidir.

MEVKUFUN KANUN YOLLARINA MÜRACAAT USULÜ

Madde 292 – Mevkuf olan maznun tevkifhanenin bulunduğu mahaldeki mahkeme katibine beyanatta bulunmak suretiyle de kanun yollarına müracaat edebilir. Katip bu bapta bir zabıt varakası yaparak hakim veya reise tasdik ettirir.

Kanuni mehillere riayet edilmiş olmak için zabıt varakasının bu mehiller içinde yapılmış olması lazımdır.

KANUN YOLUNUN TAYİNİNDE HATA

Madde 293 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Kabule şayan bir müracatta kanun yolunun veya merciinin tayininde yapılan bir hata müracaat edenin hukukunu ihlal etmez.

MÜDDEİUMUMİNİN MÜRACAATI NETİCESİNİN ŞÜMULÜ

Madde 294 – Cumhuriyet Müddeiumumiliği tarafından aleyhine kanun yoluna müracaat olunan karar maznun lehine bozulabileceği gibi tadil de olunabilir.

MÜRACAAT HAKKINDAN VAZ GEÇİLMESİ VE TESİRİ

Madde 295 – Kanun yollarına müracaatta bulunmak hakkının iskat olunması veya vukubulmuş bir müracaattan vazgeçilmesi, bu müracaat için muayyen mehlin bitmesinden önce dahi muteber olur. Şukadar ki Cumhuriyet Müddeiumumiliği tarafından maznun lehine vukubulmuş olan müracaat onun muvafakati olmaksızın geri alınamaz.

Müdafiin vuku bulmuş bir müracaattan vaz geçebilmesi ayrıca hususi vekaleti haiz bulunmasına bağlıdır.

DURUŞMA BAŞLADIKTAN SONRA VAZGEÇİLMENİN ŞARTI

Madde 296 – Kanun yoluna müracaat üzerine verilecek karar duruşma ile verilecekse, bu müracaatın geriye alınması ancak hasmın muvafakatiyle olabilir.

İKİNCİ FASIL: İTİRAZ

İTİRAZ OLUNABİLEN KARARLAR

Madde 297 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/58 md.) Kanunda aksi yazılı olmadıkça mahkeme naibi ve istinabe olunan hakimin kararları ile asliye mahkemesi başkan veya hakimi ve sulh hakiminin duruşmaya ilişkin olmayan kararları aleyhine itiraz olunabilir.

Şahid, ehlihibre ve diğer şahıslar da kendilerine müteallik kararlar aleyhine itiraz edebilirler.

İTİRAZ OLUNABİLEN VEYA OLUNAMAYAN MAHKEME KARARLARI

Madde 298 – Mahkeme kararları aleyhine itiraz edilemez.

(Değişik fıkra: 18/11/1992 – 3842/ 26 md.) Tutuklamaya, tutukluluğun devamına, hacze ve üçüncü şahıslara ilişkin kararlar hakkında yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.

İTİRAZIN TETKİKİ MERCİLERİ VE USULÜ

Madde 299 – (Değişik madde: 05/03/1973 – 1696/39 md.)

İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:

1. (Mülga bent: 21/05/1985 – 3206/82 md.)

2. Sulh hakiminin kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi yargı çevresi içinde bulundukları asliye mahkemesi başkan veya hakimine aittir.

Sulh işleri asliye hakimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza işlerini gören mahkeme başkanınındır. Sulh işleri asliye mahkemesi üye veya üye yardımcılarından biri tarafından görülüyorsa itirazı incelemeye o mahkemenin başkanı yetkilidir.

3. (Değişik bent: 18/11/1992 – 3842/27 md.) Mahkeme naibi ve istinabe olunan hakim kararları aleyhine yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları asliye veya ağır ceza mahkemesinin hakim veya başkanına ve asliye mahkemesi hakim ve başkanı tarafından verilen kararlar aleyhindeki itirazların incelenmesi yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden fazla dairesi bulunması halinde, numara olarak kendisini takip eden daireye; son numaralı daire için bir numaralı daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi bulunması halinde ise, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.

4. Yargıtay dairelerinin esas mahkeme sıfatı ile baktıkları davalardaki ilk ve son duruşmalarda itirazları:

A) Yargıtay üyesinin kararı aleyhine mensup oldukları daire başkanı,

B) Yargıtay daire başkanının kararı aleyhine diğer daire başkanı,

C) Yargıtay dairesinin kararı aleyhine diğer daire tetkik eder. Diğer daireden maksat sayı itibariyle takibeden ceza dairesidir. Sonuncu daire bahis konusu ise birinci dairedir.

Karar aleyhine yapılan itiraz, kararı veren makama verilecek bir dilekçe veya o hususta bir tutanak yazılmak üzere zabıt katibine yapılacak bir beyan ile olur. Tutanak beyanını ve imzayı mahkeme başkanı veya hakim tasdik eder.

Acele hallerde itiraz, incelemeyi yapacak makama da arz olunabilir.

Kararına itiraz olunan makam, itirazı varit görürse o kararı düzeltir. Aksi takdirde hemen ve nihayet üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.

İTİRAZ ÜZERİNE İCRANIN TEHİRİ

Madde 300 – İtiraz istidasının verilmesi, aleyhine itiraz olunan kararın icrasını tehir etmez.

Şukadar ki kararına itiraz olunan makam veya bu itirazı tetkik edecek merci icranın tehirini emredebilir.

İTİRAZIN HASMA TEBLİĞİ VE TAHKİKAT YAPILMASI

Madde 301 – İtirazı tetkik edecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı hasma bildirebilir. Bu merci lüzum gördüğü tahkikatın yapılmasını emir veya kendisi ifa edebilir.

İTİRAZIN ÜZERİNE KARAR

Madde 302 – Kanunda yazılı olan haller müstesna olmak üzere itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Şukadar ki icabında Cumhuriyet Müddeumumisi dinlenir.

İtiraz varit görülürse bunu tetkik eden merci aynı zamanda itirazın mevzuu olan mesele hakkında da karar verir.

İTİRAZ ÜZERİNE VERİLEN KARARLAR

Madde 303 – (Değişik madde: 05/03/1973 – 1696/40 md.)

İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Ancak, merci sanığın tutuklanmasına karar verirse, acele itiraz yoluna gidilebilir.

ACELE İTİRAZ USULÜ

Madde 304 – Acele itiraz halinde aşağıda yazılı hükümler tatbik edilir:

İtiraz, 33 üncü maddeye göre alakadarın kararı öğrendiği günden itibaren bir hafta içinde olmak lazımdır.

Acelelik kabul edilmese dahi itiraz istidasının onu tetkik edecek mercie verilmesi bu mehlin muhafazasını temin eder.

Hakimler, aleyhine acele itiraz yoluna müracaat olunan kararlarını kendileri değiştiremezler.

ÜÇÜNCÜ FASIL: TEMYİZ

TEMYİZİ KABİL OLAN VE OLMAYAN HÜKÜMLER

Madde 305 – (Değişik madde: 21/01/1983 – 2789/1 md.)

Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler temyiz olunabilir. Ancak, onbeş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalar ile ölüm cezalarına ait hükümleri hiç bir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtayca re ‘sen tetkik olunur.

1. (De ğişik bent: 18/11/1992 – 3842/28 md.) İkimilyon liraya kadar (İkimilyon dahil) para cezalarına dair olan hükümler,

2. (Değişik bent: 18/11/1992 – 3842/28 md.) Yukarı sınırı onmilyon lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri,

3. Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, Temyiz olunamaz.

Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. Ancak haklarında 343 üncü madde hükümleri dairesinde Yargıtaya başvurulabilir.

HÜKÜMDEN EVVELKİ KARARLARIN TEMYİZİ

Madde 306 – Hükümden evvel verilip hükme esas teşkil eden kararlar dahi hükümle bertaraf temyiz olunabilir.

TEMYİZ SEBEBİ

Madde 307 – Temyiz ancak hükmün kanuna muhalif olması sebebine müstenit olur.

Hukuki bir kaidenin tatbik edilmemesi yahut yanlış tatbik edilmesi kanuna muhalefettir.

KANUNA MUHALEFET HALLERİ

Madde 308 – Aşağıda yazılı hallerde kanuna mutlaka muhalefet edilmiş sayılır.

1 – Mahkemenin kanun dairesinde teşekkül etmemiş olması,

2 – Hakimlik vazifesine iştirakten kanunen memnu olan bir hakimin hükme iştirak etmesi,

3 – Makbul şüpheden dolayı hakkında ret talebi vakı olupta bu talep kabul olunduğu halde hakimin hükme iştirak etmesi yahut bu talebin kanuna mugayir olarak reddolunması suretiyle hakimin hükme iştirak ettirilmesi,

4 – Mahkemenin kanuna muhalif olarak davaya bakmağa kendini vazifeli veya salahiyetli görmesi,

5 – Cumhuriyet Müddeiumumisi yahut kanunen vücudu lazım diğer şahsın gıyabında duruşma yapılması,

6 – Şifahi bir duruşma neticesi olarak verilen hükümde aleni muhakeme kaidesinin ihlal edilmesi,

7 – Hükmün esbabı mucibeyi ihtiva etmemesi,

8 – Hüküm için mühim olan noktalarda mahkeme karariyle müdafaa hakkının tahdit edilmiş olması.

MAZNUNUN LEHİNE OLAN KAİDELERE MUHALEFET

Madde 309 – Maznunun lehine olan hukuki kaidelere muhalefet, maznunun aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet Müddeiumumiliğine bir hak vermez.

TEMYİZ TALEBİ VE SÜRESİ

Madde 310 – (Değişik madde: 21/05/1985 – 3206/60 md.)

Temyiz talebi, hükmün tefhiminden bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyanla olur. Beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime tasdik ettirilir.

Hükmün tefhimi sanığın yokluğunda olmuşsa bu süre tebliğ tarihinden başlar.

Sulh mahkemelerinin temyizi kabil kararları, yargı çevresi içinde bulundukları asliye ve ağır ceza mahkemeleri nezdindeki Cumhuriyet savcıları tarafından, tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz edilebilir.

ESKİ HALE GETİRME MÜDDETİ İÇİNDE TEMYİZ MÜDDETİNİN CEREYANI

Madde 311 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Maznun aleyhine gıyaben sadır olan hükümlerde eski hale getirme talebinin müddeti içinde temyiz müddeti de cereyan eder. Maznun, eski hale getirme talebinde bulunur ise bu talebin reddi ihtimalini nazara alarak müddeti içinde istidaname vermek veya zabıt katibine bir beyan yapmakla temyiz talebinde bulunmalıdır. Bu halde temyize taallük eyliyen işler eski hale getirme talebi hakkında karar verilinciye kadar tehir olunur.

(İkinci fıkra Mülga: 21/05/1985 – 3206/82 md.)

Eski hale getirme talebinde bulunmaksızın temyiz yoluna gidilmiş ise bu muamele; eski hale getirmek talebi hakkından vaz geçmeği gösterir.

TEMYİZ İSTİDASININ TESİRİ

Madde 312 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Müddeti içinde verilen temyiz istidası hükmün kat ‘ileşmesine mani olur.

Hüküm, temyiz eden tarafa esbabı mucibesile tefhim edilmemişse temyiz olunduğuna mahkemenin ıttılaından bir hafta içinde tebliğ edilir.

TEMYİZ İSTİDASI VE İHTİVA EDECEĞİ NOKTALAR

Madde 313 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Temyiz eden taraf hükmün hangi cihetine itiraz ve neden dolayı bozulmasını taleb etmekte olduğunu temyiz istidasında veya beyanında veyahut layihasında gösterir.

Temyiz için istinad edilen sebeplerde muhakeme usulüne müteallik hukuki bir kaideye mi yoksa kanuni diğer hükümlere mi, muhalefet etmiş olmasından dolayı itiraz olunduğu gösterilir. Birinci halde kanuna muhalif olan vak ‘alar izah olunur.

İHTİYARI TEMYİZ LAYİHASI

Madde 314 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/61 md.) Temyiz dilekçesinde veya beyanında temyiz sebepleri gösterilmemişse temyiz dilekçesi için belirlenen sürenin bitmesinden yahut gerekçeli karar henüz tebliğ edilmemişse tebliğinden itibaren bir hafta içinde hükmü temyiz olunan mahkemeye bu sebepleri ihtiva eden bir layiha da verilebilir. Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz sebeplerini göstermemiş ise; temyiz isteğinin sanığın lehinde veya aleyhinde olduğunu açıkça belirtmesi gerekir.

Layihanın verilmemesi veya istida veya beyanda temyiz sebeplerinin gösterilmemesi temyiz tetkikatı yapılmasına mani değildir.

Temyiz maznun tarafından yapılmış ise bu layihalar kendisi veya müdafi tarafından imza edilerek verilir.

Müdafii yoksa maznun bu hususta bir zabıt varakası tutulmak üzere zabıt katibine yapacağı bir beyanla esbabı mucibesini dermeyan edebilir. Bu zabıt varakası reis veya hakime tasdik ettirilir.

TEMYİZ TALEBİNİN KABULE ŞAYAN OLMAMASINDAN DOLAYI HÜKMÜ VEREN MAHKEMECE REDDİ

Madde 315 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/62 md.) Temyiz isteği kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder.

Temyiz eden taraf red kararının kendisine tebliğinden itibaren bir hafta Temyiz Mahkemesinden bu hususta bir karar verilmesini taleb edebilir. Bu takdirde dosya Temyiz Mahkemesine gönderilir. Şu kadar ki, bu sebepten dolayı hükmün infazı tehir olunmaz.

TEMYİZ İSTİDA VE LAYİHASININ TEBLİĞİ VE CEVABI

Madde 316 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

315 inci maddeye göre hükmü veren mahkemece reddedilmiyen temyiz talebine dair istida ve varsa yalnız layihanın bir sureti temyiz talebinde bulunan tarafın hasmına tebliğ olunur. Hasım tarafı bir hafta içinde

yazı ile cevabı verebilir.

Temyiz eden tarafın hasmı maznun ise bu hususta bir zabıt varakası tutulmak üzere zabıt katibine yapılacak bir beyanla da cevabını verebilir. Cevap layihası verildikten veya bunun için muayyen müddet

bittikten sonra dava dosyası Cumhuriyet Müddeiumumisi tarafından temyiz mahkemesine verilmek üzere Cumhuriyet Başmüddeiumumiliğine gönderilir.

(Değişik fıkra: 19/03/2003 – 4829 S.K./20. md.) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi halinde sanık veya

müdafii ile müdahil, şahsi davacı veya vekillerine dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevap verebilir.

(Ek fıkra: 19/03/2003 – 4829 S.K./20. md.) Üçüncü fıkra uyarınca yapılacak tebligatlar, Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli

olur.

YARGITAYCA TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİ

Madde 317 – (Değişik madde: 21/05/1985 – 3206/63 md.)

Yargıtay, süresi içinde temyiz dilekçesinin verilmediğini veya beyanının yapıldığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını görürse, temyiz isteğini reddeder, görmezse incelemesini yapar.

AĞIR CEZA HÜKÜMLERİNİN TETKİKİNDE DURUŞMA

Madde 318 – Ağır cezaya mütaallik hükümlerde Temyiz Mahkemesi tetkikatını maznunun temyiz istidasındaki talebi üzerine veya dilerse resen duruşma icrası suretiyle yapar. Duruşma gününden maznuna veya talebi üzerine müdafiine haber verilir. Maznun duruşmada hazır olabileceği gibi kendisini vekaletnameyi haiz bir müdafi ile de temsil ettirebilir.

Maznun mevkuf ise bizzat ispatı vücut etmek talebinde bulunamaz.

DURUŞMADA USUL

Madde 319 – Temyiz Mahkemesinde duruşma raportör aza tarafından işin izahı ile başlar. Bu azanın duruşmadan önce raporunu tanzim ve imza ile dosyaya koymuş olması lazımdır.

Raportör azanın izahatını müteakıp Cumhuriyet Başmüddeiumumisi, maznun ve müdafii iddialarını beyan ve bunları izah için söz alırlar. Bunlar arasında temyizi talep etmiş olan taraf önce dinlenir. Son söz maznunundur.

TEMYİZ MAHKEMESİNCE TETKİK EDİLECEK NOKTALAR

Madde 320 – Temyiz Mahkemesi, temyiz istida ve layihasında irat olunan hususlar ile temyiz talebi usule ait noksanlardan dolayı olmuş ise temyiz istidasında bu cihete dair beyan edilecek vakıalar hakkında tetkikler yapabileceği gibi hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet edilmiş olduğunu görürse talepte mevcut olmasa dahi bu hususu tetkik eder.

313 üncü maddenin ikinci fıkrasında gösterilen müstenidattan başka temyiz müddeasını teyit için yeniden müstenidat göstermeğe lüzum yoktur.

Bununla beraber böyle müstenidat arzolunmuşsa kabul olunur.

TEMYİZ MAHKEMESİNCE HÜKMÜN BOZULMASI

Madde 321 – Temyiz Mahkemesi, aleyhine itiraz olunan hükmü hangi cihetten kanuna muhalif görmüşse o cihetten bozar.

Hükmün bozulmasına sebep olan kanuna muhalefet keyfiyeti, bu hükme esas olarak tesbit edilen vakıalarda olmuş ise bu muameleler dahi aynı zamanda bozulur.

TEMYİZ MAHKEMESİNCE DAVANIN ESASINA HÜKMEDİLECEK HALLER VE KARAR TASHİHİ

Madde 322 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

(Değişik fıkra: 05/03/1973 – 1696/44 md.) Hükme esas olarak tespit edilen vakıalara tatbikinde kanuna muhalefet edilmesinden dolayı o hüküm bozulmuş ise Yargıtay aşağıda yazılı olan hallerde kendisi davasının esasına hükmeder.

1. Vakıanın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraete veya davanın düşmesine yahut aşağı – yukarı haddi olmayan sabit bir cezaya hükmolunması icabederse,

2. Yargıtay Başsavcılığının iddiasına uygun olarak suçluya kanunda yazılı cezanın en aşağı derecesini uygulamayı uygun görürse,

3. Mahkemece sabit görülen suçun unsurları ve vasfı ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu halde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise,

4. Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun suçun cezasını azaltmış ve mahkemece suçluya ceza tayininde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç sayılmamış olmaktan dolayı birinci halde daha az bir cezanın hükmü ve ikinci halde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse,

5. Açıkca tespit edilmiş olan suçlunun doğum ve suç tarihlerine göre ceza tayininde gerekli indirme yapılmamış veya yanlış olarak indirme yapılmış ise,

6. Arttırma veya indirme sonu ceza müddeti veya miktarını tayinde maddi hata yapılmış ise,

7. Hükmedilmiş olan ceza yerine Ceza Kanununun 29 uncu maddesince adli tevbih kararı verilmesi icabederse,

8. Ceza Kanununun 29 uncu maddesindeki tertibin gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise,

9. (Değişik bent: 21/05/1985 – 3206/64 md.) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık yapılmışsa.

Sair hallerde Temyiz Mahkemesi işi yeniden tetkik ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan mahkemeye veya o derecede diğer civar bir mahkemeye gönderir.

Cezayı müstelzim suç daha dun derecedeki bir mahkemenin vazifesi dahilinde ise Temyiz Mahkemesi işi o mahkemeye gönderebilir.

Ceza dairelerinden birinin kararına karşı Cumhuriyet Başmüddeiumumisi, ilamın kendisine verildiği tarihten otuz gün içinde Ceza Umumi Heyetine itiraz edebilir.

Ceza dairelerinin veya Ceza Umumi Heyetinin kararlarına karşı tashihi karar usulü ancak hükmün ve kararın zat ve mahiyetine doğrudan doğruya müessir olmak üzere temyiz istida veya layihasında veya tebliğnamede dermeyan olunan bir hususun ve bunlar haricinde esas hükme müessir noksan ve hataların temyizen nazara alınmıyarak meskütünanh kalması hallerinde caridir.

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/64 md.) Karar düzeltilmesini istemek yetkisi Cumhuriyet Başsavcısına aittir. Bu talep üzerine Yargıtay incelemesi, asıl ilamı vermiş olan daire veya Genel Kurulca yapılır. Karar düzeltme talebinin; dosyanın mahalline iadesini müteakip hükmün infazı için Cumhuriyet savcılığınca ödeme emri veya davetiyenin hükümlüye tebliği veya yakalama müzekkeresinin infazına başlandığı tarihten, mahalline gönderilmesi gerekmeyen dosyalar için de Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ilgili Cumhuriyet savcılığı aracılığı ile yapılacak tebligattan itibaren bir ay içerisinde yapılması gerekir. Mahalli Cumhuriyet savcısı, bu süre içinde ilgililerin başvurusu üzerine, düşüncesiyle birlikte evrakı gereği takdir edilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Ancak bu durum infazın geri bırakılmasını gerektirmez. Cumhuriyet Başsavcısı durumu inceleyip düzeltme talebini uygun gördüğü takdirde infazın geri bırakılmasını derhal mahalline bildirir ve ondan sonra gereğini yapar. Mahalli Cumhuriyet savcısı da re ‘sen Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak karar düzeltme isteğinde bulunabilir, ancak bu halde bir aylık süre kaydı aranmaz. Karar düzeltme talebi reddedilirse bir daha karar düzeltme talebinde bulunulamaz.

VAZİFESİZLİK VEYA SALAHİYETSİZLİK SEBEBİYLE BOZULAN HÜKMÜN NEREYE GÖNDERİLECEĞİ

Madde 323 – HÜküm, mahkemenin haksız olarak kendisini vazifeli veya salahiyetli görmesinden dolayı bozulmuşsa Temyiz Mahkemesi aynı zamanda işi vazifeli veya salahiyetli mahkemeye gönderir.

YARGITAYDA HÜKMÜN TEFHİMİ

Madde 324 – (Değişik madde: 21/05/1985 – 3206/65 md.)

Hüküm, 261 inci madde hükmüne göre tefhim edilir. Bu mümkün olmadığı takdirde duruşmanın bitiminden itibaren bir hafta içinde karar verilir.

HÜKMÜN BOZULMASININ DİĞER MAZNUNLARA SİRAYETİ

Madde 325 – Hüküm, cezanın tatbikatında kanuna muhalefet edilmesinden dolayı maznun lehine olarak bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunamamış olan diğer maznunlara da tatbikı kabil olursa bu maznunlar dahi temyiz talebinde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından istifade ederler.

DAVAYA YENİDEN BAKACAK MAHKEMENİN HAK VE MECBURİYETLERİ

Madde 326 – (Değişik madde: 21/05/1985 – 3206/66 md.)

Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.

Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir.

Yargıtaydan verilen bozma kararına mahkemelerin ısrar hakkı vardır. Israr üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir.

Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

DÖRDÜNCÜ KİTAP

BİRİNCİ FASIL: MUHAKEMENİN İADESİ VE YAZILI EMİR

MAHKUMUN LEHİNE MUHAKEMENİN İADESİ SEBEPLERİ

Madde 327 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Kat ‘ileşen bir hükümle neticelenmiş olan bir dava aşağıda yazılı hallerde mahkümun lehine olarak muhakemenin iadesi yolile tekrar görülür:

1 – Duruşmada ihticaç olunan ve hükme tesir eden bir vesikanın sahteliği tebeyyün ederse.

2 – Yemin verilerek dinlenmiş olan bir şahid veya ehlihibrenin hükme müessir olacak surette mahküm aleyhine kasd veya ihmal ile hakikat hilafında şahitlikte bulunduğu veya rey verdiği anlaşılırsa.

3 – Bizzat mahküm tarafından sebebiyet verilmiş olan kusur müstesna olmak üzere hükme iştirak etmiş olan hakimlerden biri aleyhine ceza tatbikatını ve kanuni bir ceza ile mahkümiyeti istilzam edecek mahiyette olarak vazifelerini ifada kusur etmişse.

4 – Ceza hükmü, hukuk mahkemesinin bir hükmüne müstenid olup da bu hüküm kat’ileşmiş olan diğer bir hüküm ile bozulmuş ise.

5 – Yeni vakıalar veya yeni deliller dermeyan edilip de bunlar yalnız başına veya evvelce irad edilen delillerle birlikte nazara alındıkları takdirde maznunun beraetini veya daha hafif bir cezayı havi kanun hükmünün tatbiki ile mahküm olmasını istilzam edebilecek mahiyette olursa. Şu kadar ki kabahat hükümleri hakkında ancak evvelce mahküm tarafından öğrenilmemiş olan veya kendi kusurile olmıyarak evvelce irad edilmemiş bulunan vakıalar veya deliller dermeyan olunabilir.

6 – (Ek fıkra: 23/01/2003 – 4793 S.K./3. md.) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu halde, muhakemenin iadesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.

Madde 327/a – (Mülga madde: 23/01/2003 – 4793 S.K./5. md.)

İCRANIN TEHİRİ

Madde 328 – Muhakemenin iadesi talebi hükmün icrasını tehir etmez. Şu kadar ki mahkeme icranın tehir veya tevkifine karar verebilir.

MUHAKEMENİN İADESİNE MANİ OLMAYAN HALLER

Madde 329 – Hükmün icra edilmiş olması ve hatta mahkümun ölümü muhakemenin iadesi talebine mani olmaz.

Ölüm halinde ölenin karısı veya kocası, usulü, füruu, erkek veya kız kardeşleri muhakemenin iadesi talebinde bulunabilirler.

MAHKUMUN ALEYHİNE MUHAKEMENİN İADESİ SEBEPLERİ

Madde 330 – (Değişik madde: 07/06/1937 – 3207/1 md.)

Katileşen bir hüküm ile neticelenmiş olan bir dava aşağıda yazılı hallerde maznun veya mahkümun aleyhine olarak muhakemenin iadesi yolu ile tekrar görülür:

1 – Duruşmada maznunun veya mahkümun lehine ihticaç olunan ve hükme müessir olmuş bulunan bir vesikanın sahteliği tebeyyün ederse;

2 – Yemin verilerek dinlenmiş olan bir şahit veya ehlihibrenin hükme müessir olacak surette maznun veya mahküm lehine kasıt veya ihmal ile hakikat hilafına şahitlikte bulunduğu veya rey verdiği anlaşılırsa;

3 – Hükme iştirak etmiş olan hakimlerden biri aleyhine ceza tatbikatını ve kanuni bir ceza ile mahkümiyeti istilzam edecek mahiyette olarak vazifelerini ifada kusur etmiş ise;

4 – Maznun beraat ettikten sonra suça müteallik itimada şayan bir ikrarda bulunmuş ise.

MUHAKEMENİN İADESİ CAİZ OLMAYAN HAL

Madde 331 – Kanunun aynı maddesinde münderiç hudut içinde olmak üzere cezanın tadili maksadiyle muhakemenin iadesi caiz değildir.

İADE SEBEPLERİNDEN OLAN CEZAYI MUCİP BİR SUÇA İSTİNAT EDEN İADE TALEPLERİNİN KABULÜ ŞARTLARI

Madde 332 – Cezayı müstelzim bir suçun vücuduna istinat eden muhakemenin iadesi talebi ancak o suçtan dolayı katileşmiş bir hüküm bulunduğu veya delillerin yokluğundan başka sebepler yüzünden takibat ve tahkikatın icra ve devamı mümkün olamadığı takdirde kabul olunur.

İADE TALEBİ HAKKINDA TATBİK OLUNACAK HÜKÜMLER

Madde 333 – Kanun yollarına müracaat hakkındaki umumi hükümler muhakemenin iadesi talebi hakkında dahi caridir.

İADE TALEBİNİN NELERİ İHTİVA EDECEĞİ VE NASIL YAPILACAĞI

Madde 334 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Muhakemenin iadesi talebi bu talebin kanuni sebeplerile sübut delillerini ihtiva eder.

Maznun veya 329 uncu maddenin ikinci fıkrasında gösterilen kimseler muhakemenin iadesi talebini bir istida ile yahut bu hususta bir zabıt varakası tutulmak üzere mahkeme katibine yapacakları bir beyanla dermeyan edebilir.

İADE TALEBİNİN KABULE ŞAYAN OLMADIĞI KARARI VE MERCİİ

Madde 335 – Muhakemenin iadesi talebiyle hükmüne itiraz olunan mahkeme bu talebin kabule şayan olup olmadığına karar verir. Temyizi dava üzerine Temyiz Mahkemesince verilmiş olan bir hükmün mevzuunu

teşkil eden davanın muhakemesinin iadesi talep olunupta gösterilen sebepler 327 veya 330 uncu maddelerin üçüncü numaralarında yazılı sebeplerden başkaları ise muhakemenin iadesi talebine karar vermek

salahiyeti evvelce hükmü temyiz edilmiş bulunan mahkemeye aittir.

Muhakemenin iadesi talebinin kabule şayan olup olmadığına dair olan karar duruşma yapılmaksızın verilir.

(Mülga fıkra: 23/01/2003 – 4793 S.K./5. md.)

İADE TALEBİNİN KABULE ŞAYAN OLMAMASI SEBEPLERİ VE KABULÜ HALİNDE YAPILACAK MUAMELE

Madde 336 – Muhakemenin iadesi talebi kanunda muayyen şekilde dermeyan edilmemiş veya muhakemenin iadesini icap ettirecek kanuni hiç bir sebep gösterilmemiş yahut bunu teyit edebilecek sübut delilleri beyan edilmemiş ise bu talep kabule şayan olmamak noktasından reddedilir.

Aksi halde muhakemenin iadesi talebi, bir diyeceği varsa bildirmek üzere bir mehil tayin edilerek hasım tarafına tebliğ olunur.

DELİLLERİN TOPLANMASI

Madde 337 – Mahkeme muhakemenin iadesi talebini esas itibariyle kabul ederse icabında delillerin toplanmasını bir naibe veya istinabe hakimine havale eder.

Dinlenecek şahitlere veya ehlihibreye yemin verilip verilmemesini mahkeme takdir eder.

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/67 md.) Delillerin toplanması sırasında ilgililerin hazır bulunmaları hakkında, hazırlık tahkikatına ilişkin hükümler uygulanır.

Delillerin toplanması bittikten sonra Cumhuriyet Müddeiumumisi ve maznun tayin edilecek mehil içinde mütalaa ve mülahazalarını beyana davet olunur.

İADE TALEBİNİN ESASSIZ OLMASINDAN DOLAYI REDDİ, AKSİ TAKDİRDE DURUŞMA

Madde 338 – Muhakemenin iadesi talebinde serdolunan iddialar kafi derecede teeyyüt etmez yahut 327 ve 330 uncu maddelerin birinci ve ikinci numaralarında yazılı hallerde işin vaziyetine nazaran bunların evelce verilmiş olan hükme hiç bir tesiri olmadığı anlaşılırsa muhakemenin iadesi talebi esassız olması noktasından duruşma yapılmaksızın reddedilir.

Aksi halde mahkeme muhakemenin iadesine ve yeniden duruşmanın icrasına karar verir.

DURUŞMA YAPILMAKSIZIN İADE TALEBİNİN TETKİKİ:

Madde 339 – Mahküm vefat etmişse mahkeme yeniden duruşma yapmaksızın ve fakat icabında iktiza eden delilleri topladıktan sonra ya mahkümun beraetine veya muhakemenin iadesinin reddine karar verir.

Sair hallerde dahi mahkeme bu hususta kafi delil varsa yine duruşma yapmaksızın mahkümun derhal beraetine karar verir.

Şukadar ki takibat hukuku amme davasının açılması suretiyle vukubulmuşsa zikredilen karar ancak Cumhuriyet Müddeiumumisinin muvafık mütalaasiyle verilebilir.

Mahkeme beraet karariyle beraber evvelki hükmün iptalini de karar altına alır.

Muhakemenin iadesi talebinde bulunan kimse isterse, masrafı Hazineye ait olmak üzere evvelki hükmün iptali Resmi Gazete ile ilan olunacağı gibi mahkemenin tensibine göre diğer gazetelerle de ilan edilebilir.

İADE TALEBİ HAKKINDAKİ KARAR ALEYHİNE ACELE İTİRAZ

Madde 340 – (Değişik madde: 05/03/1973 – 1696/45 md.)

336 ve 338 inci maddeler gereğince verilen kararlara karşı acele itiraz yoluna gidilebilir.

YENİDEN DURUŞMA NETİCESİNDE VERİLECEK HÜKÜM

Madde 341 – Yeniden yapılacak duruşma neticesinde mahkeme ya evvelki hükmü tasdik eder veya iptal ile dava hakkında yeni baştan hüküm verir.

Muhakemenin iadesi talebi yalnız mahküm tarafından olur yahut mahkümun lehine olarak Cumhuriyet Müddeiumumisi veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından yapılırsa yeniden verilecek hüküm evvelki hüküm ile tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı ihtiva edemez.

HAKSIZ ÇIKANDAN ALINACAK PARA CEZASI

Madde 342 – (Değişik madde: 21/05/1985 – 3206/68 md.)

Muhakemenin iadesi talebinde bulunan hükümlü haksız çıkar ve kötü niyetli olursa onbin liradan ellibin liraya kadar ağır para cezası da hükmolunur.

YAZILI EMİR İLE BOZMA

Madde 343 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Hakim tarafından ve mahkemelerden verilen ve Temyiz Mahkemesince tetkik edilmeksizin kat ‘ileşen karar ve hükümlerde kanuna muhalefet edildiğini haber alırsa Adliye Vekili, o karar veya hükmün bozulması için Temyiz Mahkemesine müracaat etmesi için Cumhuriyet Başmüddeiumumiliğine yazılı emir verebilir. Bu emirde bozulmayı müstelzim kanuni sebepler gösterilir.

Cumhuriyet Başmüddeiumumisi tebliğnamesine yalnız bu sebepleri yazar ve dosyayı Temyiz Mahkemesine verir.

Temyiz Mahkemesi dermeyan olunan sebepleri varid görürse karar ve hükmü bozar.

Mahkemelerden davanın esasına da şamil olarak verilen hükümlerin bu suretle bozulması alakadar kimseler aleyhine tesir etmez.

Bozulma, bu kimselerin lehine ise aşağıda yazıldığı gibi muamele olunur:

1 – Varid görülen bozma sebepleri mahküm olan kimsenin cezasının tamamile kaldırılmasını müstelzim ise, Temyiz Mahkemesi evvelce hükmolunan cezanın çektirilmemesini kararında ayrıca yazar.

2 – Varid görülen bozma sebebleri mahküm olan kimsenin cezasının tamamile kaldırılmasını müstelzim olmayıp da hafif bir cezanın tatbikını mucib ise, Temyiz Mahkemesi tatbiki iktiza eden cezanın neden ibaret olduğunu da kararında gösterir.

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/69 md.) Eğer bozma davanın esasını halletmeyen mahkeme kararları hakkında ise, yeniden yapılacak inceleme ve araştırma neticesine göre gereken karar verilir.

BEŞİNCİ KİTAP: SUÇTAN MAĞDUR OLAN KİMSELERİN DAVAYA İŞTİRAKİ

BİRİNCİ FASIL: ŞAHSİ DAVA

SUÇUN ŞAHSİ DAVA AÇMAKLA TAKİBİ HALLERİ

Madde 344 – Aşağıda yazılı hallerde önce Cumhuriyet Müddeiumumisinin iştirakini tahrike hacet olmaksızın zarar gören kimse şahsi dava açmak suretiyle suçu doğrudan doğruya takip edebilir:

1 – Ceza Kanununun 191 inci maddesinin son fıkrasında yazılı tehdit.

2 – Ceza Kanununun 193 üncü maddesinin birinci fıkrasında yazılı haneye taarruz.

3 – Ceza Kanununun 195 ve 197 nci maddelerinde yazılı gayrın sırrını ifşa.

4 – Ceza Kanununun 456 ncı maddesinin son fıkrasında ve 459 uncu maddesinin bir numarasında yazılı müessir fiiller.

5 – (Değişik bent: 11/05/1988 – 3445/16. md.) Ceza Kanununun 480 ve 482 nci maddelerinde yazılı hakaret ve sövme, (şu kadar ki, bu suçlar Ceza Kanununun 164 ve 166 ncı maddelerinde yazılı mahiyette olursa veya neşir yoluyla veya radyo ve televizyon veya benzeri kitle haberleşme araçlarıyla işlenmişse usulüne göre Cumhuriyet savcıları tarafından takip olunur.)

6 – Ceza Kanununun 516 ncı maddesinin birinci fıkrasında ve 518 inci maddesinde yazılı izrar ve tahrip.

7 – Ticaret Kanununun 64 ve 65 inci maddelerinde yazılı gayrı kanuni rekabet.

8 – Hususi nizamlar ve kanunlarda yazılı edebi ve sınai mülkiyetlere ve güzel sanatlar mülkiyetine mütaallik suçlar.

Mağdur olan kimsenin kanuni mümessili varsa şahsi dava açmak ona aittir.

Mağdur bir cemiyet veya şirket olupta hukuk işlerinde bu sıfatla dava açmak ehliyetini haiz ise dava salahiyeti bu cemiyet veya şirketi temsil edenler tarafından kullanılır.

BİR SUÇTAN DOLAYI BİRDEN FAZLA KİMSELERİN ŞAHSİ DAVA HAKLARINI NASIL KULLANACAKLARI

Madde 345 – Bir suçtan dolayı birden fazla kimselerin şahsi dava açmağa hakları varsa bu haklarını yekdiğerinden ayrı olarak kullanabilirler.

Bununla beraber şahsi dava alakadarlardan biri tarafından açılmışsa diğerleri o davaya girebilirler ve girdikleri zamanda dava ne halde ise ancak o halde iştirak ederler.

İşin esasına ait olsa bile sadır olan bütün kararlar şahsi dava açmamış olan ve aynı vaziyette bulunan alakadarlara karşı dahi maznun lehine tesir eder.

AMMENİN MENFAATİ NOKTASINDAN C.M.U. SİNİN DAVA HAKKI

Madde 346 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

344 üncü maddede yazılı hallerde alakadarların müracaatı üzerine Cumhuriyet Müddeiumumisinin hukuku amme davasını açabilmesi ancak amme menfaatinin bulunmasına bağlıdır.

ŞAHSİ DAVA MUHAKEMESİNDE CUMHURİYET MÜDDEİUMUMİSİNİN VAZİYETİ

Madde 347 – Şahsi bir dava üzerine açılan muhakemeye Cumhuriyet Müddeiumumisi iştirake mecbur değildir.

Cumhuriyet Müddeiumumisi işin her halinde ve hüküm katileşinceye kadar bir beyan ile takibata başlayabilir.

Cumhuriyet Müddeiumumisinin kanun yollarından birine müracaat etmesi, takibata başlandığını gösterir. Cumhuriyet Müddeiumumisi takibata başlarsa ondan sonra cereyan edecek muameleler, bu kitabın ikinci faslında yazılı ve mağdur şahsın müdahaleci sıfatiyle müdahalesine müteallik hükümler dairesinde yürütülür.

DAVACININ YANINDA MÜDAFİ BULUNDURULMASI VEYA KENDİNİ TEMSİL ETTİRMESİ

Madde 348 – Davacı yalnız olarak veya kendisine yardım için yanında bir avukat veya davavekili bulundurarak hazır bulunabileceği gibi vekaletnameyi haiz bir avukat veya davavekili tarafından da temsil edilebilir.

Bu son halde avukat veya davavekiline yapılacak tebligat davacıya yapılmış gibidir.

DAVACININ TEMİNAT VERMESİ

Madde 349 – Hukuk Muhakemeleri Usulleri Kanunu hükmünce müddeaaleyhin talebi üzerine masrafların verilmesi için davacının teminat vermeğe mecbur olduğu hallerde davacı Devlet hazinesine ve maznuna isabet etmesi ihtimali olan masrafların ödenmesi için kefalet vermekle mükelleftir.

Kefalet para veya Devlet esham ve tahvilleri verilmesi suretiyle yapılır.

Kefaletin miktarı ve bunun verilmesi için tayin edilecek mehil ve adli

müzaherete nailiyet hakkında, hukuk işlerinde cari hükümler tatbik olunur.

ŞAHSİ DAVANIN AÇILMASI

Madde 350 – (Değişik madde: 21/05/1985 – 3206/70 md.)

Şahsi dava, bu hususta bir tutanak düzenlenmek üzere zabıt katibine yapıcak bir beyan ile veya suçun niteliğine göre sulh veya asliye hakimine verilecek bir dilekçe ile açılır. Beyan ve dilekçenin 163 üncü maddenin ikinci fıkrasında gösterilen şartlara uygun olması gerekir. Dilekçe sanık sayısından bir fazla olarak verilir.

Beyan ve dilekçede, istenen şahsi hakkın neden ibaret olduğu gösterilir.

MAZNUNA, MESUL BİLMALE VE MÜDDEİUMUMİYE TEBLİGAT

Madde 351 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Şahsi dava bundan evvelki maddede gösterilen hükümlere uygun olarak açılmış ise tayin edilecek mehil içinde diyeceklerini bildirmek üzere bu beyan veya istida maznuna ve işte mesul bilmal bulunup da onun hakkında dahi dava açılmış ise mesul bilmale ve ıttıla hasıl etmek üzere Cumhuriyet Müddeiumumisine tebliğ edilir.

SULH VE ASLİYE HAKİMİNİN VERECEĞİ KARAR

Madde 352 – (Değişik madde: 21/05/1985 – 3206/71 md.)

Sanık ve varsa malen sorumlu olan, cevaplarını bildirdikten veya süre geçtikten sonra sulh veya asliye hakimi duruşmanın açılmasına veya davanın reddine karar verir.

DAVANIN AÇILMASI ÜZERİNE YAPILACAK MUAMELE

Madde 353 – Bundan sonraki usul muameleleri hukuku amme davasının cereyanına taallük eden hükümlere uygun olarak yapılır.

Şahsi dava yoliyle takip olunan bir iş ağır ceza işlerini gören mahkemede takip olunan bir cürümle birleştirilemez.

ŞAHSİ DAVACININ HAKLARI

Madde 354 – Hukuku amme davasında Cumhuriyet Müddeiumumisi nasıl dinlenirse şahsi davada dahi davacı celbolunarak öylece dinlenir. Hukuku amme davasında Cumhuriyet Müddeiumumisine tebliğ edilmek lazımgelen her karar, şahsi davada da davacıya tebliğ olunur.

Şukadar ki celpnameler zabıt katibi tarafından tebliğ edilir.

Davacıya duruşma için tebliğ edilen celpname ile duruşma günü arasında en az bir hafta müddet bulunmalıdır.

Davacı, avukatı veya davavekili hakimin müsaadesiyle mahkeme katibinin huzurunda dosyadan malümat alabilirler.

ÇAĞRILMASI İCAP EDEN ŞAHİT VE EHLİHİBRENİN TAYİN VE CELP VE DAVETİ

Madde 355 – Mahkeme reisi kimlerin şahit ve ehlihibre olarak duruşmaya çağrılmaları icap edeceğini evvelden tayin eder.

Davacı ve maznun ve varsa mesulü bilmal doğrudan doğruya celp ve davet hakkını aynı derecede haizdirler.

MAZNUNUN YANINDA MÜDAFİ BULUNDURMASI VEYA KENDİNİ TEMSİL ETTİRMESİ

Madde 356 – Maznun yalnız olarak veya kendisine yardım için yanında bir avukat veya davavekili bulundurarak hazır bulunabileceği gibi vekaletnameyi haiz bir avukat veya davavekili tarafından kendisini temsil ettirebilir.

Mahkeme gerek davacının ve gerek maznunun bizzat hazır bulunmalarını emredebilir ve maznun hakkında ihzar müzekkeresi dahi verebilir.

MAZNUNUN KARŞILIKLI DAVASI

Madde 357 – Şahsi dava açan mutazarrıra karşı maznun muhakemenin bittiği bildirilinceye kadar karşılıklı bir dava ile davacının mahkümiyetini isteyebilir.

Bu takdirde asıl ve karşılıklı davalar birlikte hükmolunur.

Asıl davadan vazgeçilmesi karşılıklı davanın görülüp hükmolunmasına mani olmaz.

MAHKUMİYET KARARİYLE BERABER ŞAHSİ DAVA ÜZERİNE VERİLECEK KARARLAR

Madde 358 – Maznun mahküm olursa mahkeme şahsi hak talebi hakkında da hüküm verir.

Şukadar ki zararın vücuduna veya miktarına ait tetkiklerin, duruşmanın uzamasını veya hükmün tehirini mucip olacağı anlaşılırsa mahkeme bu cihet hakkında davacının hukuk mahkemesine müracaat edebileceğine karar vererek hükmünü yalnız ceza tayinine hasredebilir.

USUL MUAMELELERİNİN DURDURULMASI

Madde 359 – Davanın tahkik ve tetkikından sonra mahkeme sabit addedilen vakıaların bu fasılda münderiç muhakeme usulü tatbik olunmıyacak suçlardan bulunduğunu görürse bu sebepten dolayı usule ait muamelelerin durdurulmasına hükmeder ve dava evrakını Cumhuriyet Müddeiumumiliğine verir.

DAVACININ KANUN YOLLARINA MÜRACAAT HAKKI

Madde 360 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Şahsi dava açmakla takib olunan işlerde davacı, hukuku amme davasının açılmasile görülen işlerde Cumhuriyet Müddeiumumisinin müracaat edebileceği kanun yollarına gidebilir.

330 uncu maddede gösterilen muhakemenin iadesi talebleri hakkında da aynı hüküm caridir.

294 üncü madde hükümleri, davacı tarafından yapılan müracaatlarda da tatbik olunur.

Temyiz veya muhakemenin iadesi talebi davacı veya avukatı yahut dava vekili tarafından verilecek bir istida veya bir zabıt varakası tutulmak üzere yapılacak beyanla olur. Bu zabıt varakası reis veya hakime tasdik ettirilir.

316 ncı maddede yazılı olan evrak, hukuku amma davası üzerine takib edilen usulde muayyen şekillere göre Cumhuriyet Müddeiumumisine verilir ve onun tarafından gönderilir.

Temyiz istidası ve varsa layihası temyizi istiyen tarafın hasmına mahkeme katibi tarafından tebliğ edilir.

DAVADAN VAZGEÇİLMESİ

Madde 361 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Davacı, hükmün tefhimine kadar davadan vazgeçebilir. Şu kadar ki, Ceza Kanunununun 460 ve 489 uncu maddeleri hükmü bakidir.

Cumhuriyet Müddeiumumisinin davaya müdahale ve iştirak etmediği hallerde davacı bizzat duruşmaya gelmez veya bir müdafi tarafından temsil edilmez yahut mahkeme bizzat huzurunu emretmişken duruşmanın herhangi bir celsesinde bulunmaz veyahut mahkeme kendisine bir mehil tayin edip de buna riayet olunmaması şahsi davadan vazgeçmesini intaç edeceği bildirilmiş iken bu mehle riayet etmezse davadan vaz geçmiş sayılır.

Davacı 41 ve 42 nci maddelerde gösterilen şartlar dairesinde gıyabında verilen hükmün tebliğinden bir hafta içinde eski hale getirme talebinde bulunabilir.

VAZGEÇİLEN DAVANIN AÇILAMIYACAĞI

Madde 362 – Vazgeçilen dava bir daha açılamaz.

MİRASÇILARIN TAKİP HAKKI

Madde 363 – Davacı ölürse mirasçıları takibata devam edebilir.

Ceza Kanununun hakaret ve sövme fiilleri hakkındaki hükümleri mahfuzdur.

VAZGEÇMENİN TEBLİĞİ

Madde 364 – Davadan vazgeçilmesi, maznun ve mesulü bilmale tebliğ olunur.

İKİNCİ FASIL :MÜDAHALE YOLİLE DAVA

HUKUKU AMME DAVASINA İLTİHAK

Madde 365 – (Değişik madde: 07/06/1937 – 3207/1 md.)

Suçtan zarar gören her şahıs tahkikatın her halinde müdahale yolu ile hukuku amme davasına iltihak edebilir.

Bu suretle amme davasına iltihak edenler şahsi haklarını da isteyebilirler.

MÜDAHALE USULÜ

Madde 366 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Müdahale, merciine verilecek bir istida veya zabıt varakası tutulmak üzere zabıt katibine yapılacak bir beyanla olur. Bu zabıt varakası reis veya hakime tasdik ettirilir.

Bu merci Cumhuriyet Müddeiumumisini dinledikten sonra davaya müdahale talebinin kabule şayan olup olmadığına karar verir.

Davaya müdahale eden kefalet vermekle mükellef değildir.

DAHİLİ DAVANIN HAİZ OLDUĞU HAKLAR

Madde 367 – Müdahale talebi kabul edildiği anda dahili dava olan kimse şahsi dava müddeisinin haiz olduğu aynı haklardan istifade eder.

MÜDAHALENİN DAVAYI DURDURAMAYACAĞI

Madde 368 – Müdahale davayı durdurmaz.

Tarihi tayin edilmiş olan duruşma ve muhakeme usulüne mütaallik sair muamelelervaktin darlığından dolayı davaya dahil olan kimse celpolunamıyacak veya haberdar edilmiyecek olsa bile – muayyen günde yapılır.

MÜDAHALEDEN EVVELKİ KARARLARA DAHİLİ DAVANIN İTİRAZI

Madde 369 – Müdahaleden evvel sadır olup da Cumhuriyet Müddeiumumisine tebliğ edilen kararların dahili davaya tebliğine ihtiyaç yoktur.

Bu karar aleyhine kanun yoluna müracaat için Cumhuriyet Müddeiumumisinin tabi olduğu mehlin geçmesiyle davaya dahil olan dahi müracaat hakkını kaybeder.

HÜKMÜN DAHİLİ DAVAYA TEBLİĞİ

Madde 370 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Davaya dahil olan kimse veya mümessili son tahkikata gelmezse sadır olacak hüküm davaya dahil olan kimseye tebliğ olunur.

DAHİLİ DAVANIN KANUN YOLUNA MÜRACAATI

Madde 371 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Davaya dahil olan şahıs Cumhuriyet Müddeiumumisine bağlı kalmaksızın kanun yoluna müracaat edebilir.

Kabul olunmıyan karar, davaya müdahale edenin müracaatı üzerine bozulursa Cumhuriyet Müddeiumumisi işi yeniden takibe mecburdur.

MÜDAHALENİN HÜKÜMSÜZ KALMASI

Madde 372 – Davaya dahil olan kimse vazgeçerse müdahale hükümsüz kalır.

ALTINCI KİTAP: MUHAKEMENİN İDARESİ VE MÜZAKERE USULÜ

BİRİNCİ FASIL: DURUŞMA CELSELERİNİN ALENİYETİ VE İNZIBATI

DURUŞMANIN ALENİYETİ VE GİZLİ YAPILABİLECEĞİ HALLER

Madde 373 – (Değişik fıkra: 05/03/1973 – 1696/47 md.) Duruşma herkese açıktır. Ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde duruşmanın bir kısmının veya tamamının gizli olmasına mahkeme karar verebilir.

Duruşmanın gizli olması kararı ve sebepleri aleni olarak tefhim olunacağı gibi dahi herhalde aleni tefhim olunur.

ALENİYETİN KALDIRILMASI HAKKINDAKİ DURUŞMANIN GİZLİLİĞİ

Madde 374 – Yukardaki maddede gösterilen hallerde aleniyetin kaldırılması talebine dair yapılacak duruşma talep üzerine veya mahkemece tensip olunursa gizli olur.

MECBURİ GİZLİLİK

Madde 375 – On beş yaşını henüz bitirmemiş olan çocuklara ait duruşma mutlaka gizli olur.

Hüküm dahi gizli tefhim olunur.

GİZLİLİK KARARININ VE SEBEPLERİNİN YAZILMASI

Madde 376 – Aleniyetin kaldırılması kararı, sebepleriyle beraber zapta yazılır.

GİZLİ DURUŞMALARDA BULUNABİLME MÜSAADESİ

Madde 377 – (Değişik madde: 05/03/1973 – 1696/48 md.)

Gizli yapılan duruşmalarda mahkeme, bazı kimselerin hazır bulunmasına müsaade edebilir. Bu halde başkan, bunlara duruşmanın gizli olmasını gerektiren keyfiyetlerin açıklanmamasını tembih eder.

Gizli yapılan duruşmalarda icra kılınan muhakemenin yayımı yasaktır.

Açık duruşmalarda cereyan eden muhakeme milli güvenliğe veya genel ahlaka veya kişilerin haysiyet, şeref ve haklarına dokunacak veya suç işlemeye kışkırtacak mahiyette ise mahkeme bunları önlemek amacı ile ve bu amacın gerektirdiği ölçüde muhakeminin kısmen veya tamamen yayınlanmasını yasaklar ve kararını açık olarak tefhim eder.

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/79 md.) Açık ve gizli muhakemeleri yasağa aykırı olarak yayınlayanlar beşyüzbin liradan ikimilyon liraya kadar ağır para cezası ila cezalandırılır.

Bu madde hükmü hukuk muhakeme usullerinde dahi caridir.

DURUŞMA İNZIBATI

Madde 378 – Duruşmanın inzıbatı reise aittir.

Duruşmanın inzıbatını bozan her şahsi reis, muhakeme salonundan çıkartır.

Reis muhakemede bulunması muvafık görülmiyen küçüklerin muhakeme salonunda bulunmalarına müsaade etmez.

İNZIBATI CEZALAR

Madde 379 – Muhakeme sırasında bir kimse mahkemeye karşı münasip olmıyan bir kavil veya fiilde bulunursa reis tarafından mahkeme karariyle derhal tevkifhaneye gönderilir ve yirmi dört saat içinde sorguya çekilerek inzıbatı mahiyette olmak üzere bir haftaya kadar hafif hapis veya yirmi beş liraya kadar hafif para cezasiyle cezalandırılmasına mahkemece karar verilir. Bu karar kat ‘idir.

(Ek f ıkra: 07/01/1981 – 2369/9 md.) 378 inci madde uyarınca duruşma salonundan çıkarılan veya bu maddenin birinci fıkrasına göre tutuklanan kimse sanık veya müdahil ise, sonra gelen oturumda da duruşmayı önemli ölçüde aksatacak davranışlara devam edeceği anlaşılır ve hazır bulunması gerekli görülmezse yokluğunda duruşmaya devam olunmasına mahkemece karar verilebilir. Bu karar, esasa ilişkin iddia ve savunmanın yapılmasına engel olacak biçimde uygulanamaz.

DURUŞMA SIRASINDA İŞLENEN SUÇ HAKKINDAKİ MUAMELE

Madde 380 – Bir kimse duruşma esnasında bir suç işlerse mahkeme vakıayı tesbit ve bu hususta tanzim edeceği zabıt varakasını salahiyetli makama gönderir, lüzum görürse failin tevkifine de karar verir.

İKİNCİ FASIL: MÜZAKERE VE REY VERME USULÜ

DURUŞMA VE KARARLARDA BULUNABİLECEK HAKİMLER

Madde 381 – Duruşma ve kararlarda kanunun tayin ettiği adedde hakimlerin bulunması şarttır.

Bir celsede bitmeyecek duruşmalarda mazereti dolayısiyle bulunmaması ihtimali olan azanın yerine geçmek ve reye iştirak etmek üzere ihtiyat aza bulundurulabilir.

MÜZAKEREYE İŞTİRAK EDECEK HAKİMLER

Madde 382 – Müzakerede ancak hükme iştirak edecek hakimler bulunur.

Reis, mahkeme nezdinde staj yapmakta olan hukuk mezunlarının müzakere sırasında hazır bulunmalarına müsaade edebilir.

MÜZAKERENİN İDARESİ

Madde 383 – Müzakerenin idaresi ve hallolunacak meselelerin tertibi reise aittir.

REYE İŞTİRAK MECBURİYETİ

Madde 384 – Bir mesele hakkında ekalliyette kaldığından bahisle bir hakim reye iştirakten imtina edemez.

REYLERİN DAĞILMASI HALİNDE EKSERİYETİN TEMİNİ

Madde 385 – Reyler dağılırsa maznunun en ziyade aleyhine olan rey, ekseriyet hasıl oluncaya kadar kendisine daha yakın olan reye ilave olunur.

Reis kıdemsiz azadan başlayarak ayrı ayrı rey toplar ve en sonra kendi reyini verir.

YEDİNCİ KİTAP: HUSUSİ MUHAKEME USULLERİ

BİRİNCİ FASIL: SULH HAKİMLERİNİN CEZA KARARNAMELERİ

DURUŞMASIZ CEZA KARARNAMELERİ

Madde 386 – (Değişik madde: 05/03/1973 – 1696/49 md.)

(Değişik fıkra: 07/01/1981 2369/10 md.) Sulh mahkemelerinin görevi içinde bulunan suçlara sulh hakimi, duruşma yapmaksızın bir ceza kararnamesi ile karar verebilir.

(Değişik fıkra: 07/01/1981 2369/10 md.) Bu ceza kararnamesi ile ancak hafif veya ağır para cezasına veya nihayet üç aya kadar hafif hapis veya bir meslek ve sanatın icrasının tatiline veya müsadereye yahut bunlardan bir kaçına veya hepsine hükmedilebilir.

Ceza kararnamesiyle hükmedilecek hafif hapis cezası yerine “Cezalar ın infazı hakkında Kanun ”gere ğince para cezası da hükmolunabilir.

DURUŞMA YAPILMAMASININ MAHZURLU GÖRÜLMESİ

Madde 387 – Sulh hakimi evvel emirde duruşma yapmaksızın ceza tertibini mahzurlu görürse işin duruşması için bir gün tayin eder.

KARARNAMEDE YAZILMASI LAZIM GELEN HUSUSLAR

Madde 388 – Ceza kararnamesi tertip edilmiş olan cezadan başka işlenmiş olan suçu, tatbik edilen kanun maddelerini sübut delillerini ve kararnamenin tebliği tarihinden itibaren sekiz gün içinde sulh mahkemesine bir istida takdimi veya bu hususta bir zabıt varakası yapılmak üzere mahkeme katibine yapılacak bir beyan ile itiraz olunabileceği ve aksi halde ceza kararnamesinin icra edileceğini ihtiva eder. Bu zabıt varakası hakime tasdik ettirilir.

Mahküm, müddet bitmeden evvel itirazından vaz geçebilir.

İTİRAZ OLUNMAYAN CEZA KARARNAMELERİNİN KAT ‘ İLEŞMESİ

Madde 389 – Muayyen müddeti içinde aleyhine itiraz olunmayan ceza kararnameleri kat ‘ileşir.

CEZA KARARNAMESİNE İTİRAZ

Madde 390 – (Değişik madde: 05/03/1973 – 1696/50 md.)

Ceza kararnamesi ile hafif hapis cezasına hükmedilmişse itiraz üzerine duruşma yapılır. Şu kadar ki, sanık duruşmadan evvel itirazından vazgeçerse duruşmaya mahal kalmaz.

Duruşmada sanığı müdafii temsil edebilir. Hakim itiraz üzerine vereceği hükümde evvelki karar ile bağlı değildir.

(Değişik fıkra: 07/01/1981 – 2369/11 md.) Ceza kararnamesiyle hafif veya ağır para cezasına ya da muayyen bir meslek veya sanatın tatiline veya müsadereye yahut bunlardan birkaçına veya hepsine hükmedilmişse itiraz üzerine asliye mahkemesi başkan veya hakimi 301, 302 ve 303 üncü madde hükümlerine göre itirazı inceler. Bu halde itiraz dilekçesinin verilmesi, aleyhine itiraz olunan ceza kararnamesinin icrasını durdurur.

İTİRAZIN REDDİ

Madde 391 – Maznun, mazereti olmaksızın duruşmaya gelmez ve bir müdafi de göndermezse tetkika hacet kalmaksızın itiraz reddolunur.

Ceza kararnamesi aleyhine itiraz müddetini geçirmesinden dolayı eski hale getirme talebi kabul edilmiş olan maznunun duruşmaya gelmemesi sebebiyle itirazı reddolunmuşsa buna karşı bir daha eski hale getirme talebinde bulunamaz.

İKİNCİ FASIL: MÜSADERE USULÜ

MÜSADERE TALEBİNİN MERCİİ

Madde 392 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/73 md.) Ceza Kanununun 36 ncı maddesi ile diğer maddelerine ve hususi kanunlar hükmüne göre belirli eşyanın müsaderesi veya imhası yahut kullanımdan kaldırılması gerekli olan hallerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bu hususta bir karar verilmemişse bu tedbirlerin her türlü takiplerden ayrı olarak alınması için Cumhuriyet savcısı veya davacı tarafından yapılacak talep esas davayı görmekle yetkili mahkemeye verilir.

Suç mevzuu olmayıp munhasıran müsadereye tabi bulunan eşyanın müsaderesine sulh hakimi tarafınan duruşma yapılmaksızın, karar verilir. Bu karar aleyhine alakadarlar acele itiraz yoluna müracaat edebilirler.

MÜSADERE DURUŞMASI VE KARAR HAKKINDAKİ HÜKÜMLER

Madde 393 – Duruşma ve karar hakkında duruşmaya müteallik hükümler tatbik olunur.

Müsadere veya imha olunacak yahut istimalden kaldırılacak eşya üzerinde hakkı olan kimseler de mümkünse duruşmaya davet olunur. Bunlar maznunun haiz olduğu hakları kullanabilirler ve vekaletnameyi haiz bir müdafi ile kendilerini temsil ettirebilirler.

Davete icabet etmemeleri muameleleri tehir etmez ve hükmün verilmesine mani olmaz.

MÜSADERE KARARINA KARŞI KANUN YOLLARINA MÜRAACAT HAKKINI HAİZ OLANLAR

Madde 394 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Müsadere hükümlerine karşı Cumhuriyet Müddeiumumisi, davacı ve 393 üncü maddede muayyen olan kimseler için kanun yolları açıktır.

SEKİZİNCİ KİTAP: CEZALARIN İNFAZI VE MUHAKEME MASRAFLARI

BİRİNCİ FASIL: CEZALARIN İNFAZI

İNFAZIN ŞARTI

Madde 395 – Mahkumiyet hükümleri kat ‘ileşmedikçe icra olunamaz.

İNFAZIN NEYE MÜSTENİT OLACAĞI VE KİMİN TARAFINDAN TAKİP EDİLECEĞİ

Madde 396 – Cezanın infazı mahkemeden verilen ve aslına mutabık ve icrası kabil olduğu reis veya hakim tarafından tasdik edilen hüküm fıkrası sureti üzerine Cumhuriyet Müddeiumumisi tarafından takip olunur.

Madde 397 – (Mülga madde: 09/07/1953 – 6123/3 md.)

Madde 398 – (Mülga madde: 09/07/1953 – 6123/3 md.)

HÜRRİYETİ TAHDİD EDEN CEZALARIN TEHİRİ SEBEPLERİ

Madde 399 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Akıl hastalığına tutulan mahkumlar hakkında hürriyeti bağlayıcı cezanın in fazı iyileştikten sonraya bırakılır.

Diğer bir hastalık dahi hürriyeti bağlayıcı bir cezanın infazı halinde mahkümun hayatı için kat ‘i bir tehlike teşkil ediyorsa bu hastalıkta dahi aynı hüküm tatbik olunur.

Hürriyeti bağlayıcı bir cezanın infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.

MAHKUMUN TALEBİYLE İNFAZIN TEHİRİ

Madde 400 – Ağır hapisten maada iki sene ve daha aşağı müddetle hürriyeti tahdit eden cezaların derhal infazı, mahküm veya ailesi için mahkümiyetin gayesi haricinde ağır bir zararı mucip olacağı anlaşılırsa mahkümun talebi üzerine cezanın infazı tehir olunabilir. Tehir müddeti dört ayı geçemez.

Tehir talebinin tervici bir teminat gösterilmesine veya diğer bir şarta talik edilebilir.

CEZASINI ÇEKMEYE GELMEYEN VEYA KAÇACAĞINDAN ŞÜPHE EDİLEN HÜKÜMLÜLERE YAPILACAK İŞLEM

Madde 401 – (Değişik madde: 21/05/1985 – 3206/74 md.)

Hükümlü cezasını çekmek üzere yapılan davete rağmen gelmez veya kaçacağı hakkında şüphe uyandırır veya kaçar veya saklanırsa Cumhuriyet savcısı hürriyeti bağlayıcı cezanın infazını sağlamak için bir yakalama müzekkeresi verir.

HÜKMÜN TEFSİRİNDE VEYA CEZANIN İNFAZINDA TEREDDÜT

Madde 402 – Bir mahkümiyet hükmünün tefsirinde veya tayin olunan cezanın hesabında tereddüt edilir yahut cezanın kısmen veya tamamen infazı lazım gelmeyeceği iddia olunursa bu bapta mahkemeden bir karar istenir.

399 uncu madde dairesinde cezanın tehiri talebinin reddi aleyhinde vukubulan muhalefetlerde aynı hüküm caridir.

Bu müraacatlar cezanın infazını tehir etmez. Şukadar ki mahkeme infazın tehirini veya tatilini emredebilir.

BİRDEN FAZLA HÜKÜMLÜLERDEKİ CEZALARIN CEM ‘ İ

Madde 403 – Bir kimse hakkında başka başka kat ‘ileşmiş hükümler verilir ve mahkemece cezaların içtimaı kaidesinin tatbik edilmemiş olduğu görülürse Ceza Kanununun bu hususa müteallik ahkamı dairesinde bir ceza tayini için mahkemeden karar istenir.

HASTAHANEDE GEÇEN MÜDDETİN CEZAYA MAHSUBU

Madde 404 – Cezanın infazına başladıktan sonra hastalık münasebetiyle mahkumun hapishane hastahanesinden başka bir hastahaneye kaldırılması halinde hastahanede geçirdiği müddet, cezadan indirilir.

Şukadar ki cezanın infazını tatil için mahkum hastalığını kendisi vücuda getirmişse bu hükümden istifade edemez.

Bu son halde Cumhuriyet Müddeiumumisi mahkemeden bir karar almakla mükelleftir.

İNFAZ SIRASINDA VERİLECEK KARARLARIN MERCİİ VE USULÜ

Madde 405 – Cezanın infazı sırasında mahkemeden alınması lazımgelen kararla (402404 üncü maddeler) duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden evvel iddiaları neticesini bildirmek üzere Cumhuriyet Müddeiumumisi ve mahkuma müsaade olunur.

403 üncü madde mucibince cezaların içtimaı kaidesi veçhile bir ceza tayini lazım geldiğinde bu bapta hüküm vermek salahiyeti, en ağır neviden cezayı hükmetmiş olan, ve eğer cezalar aynı neviden ise en fazla cezayı hükmetmiş bulunan ve fakat bu halde birden fazla mahkemeler salahiyetli ise son hükmü vermiş olan mahkemeye aittir. Hükümlerden biri doğrudan doğruya Temyiz Mahkemesinden verilmiş ise içtima kaidesinin tatbikı salahiyeti Temyiz Mahkemesine aittir.

Temyiz Mahkemesinden başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlar aleyhine acele itiraz yoluna müracaat olunabilir.

İKİNCİ FASIL: MUHAKEME MASRAFLARI

MUHAKEME MASRAFLARININ TAYİNİ

Madde 406 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Hükümler ve kararnamelerle tahkikatın düşmesine dair olan kararlar muhakeme masraflarının dahi kime tahmil olunacağını tayin eder.

Masrafların miktarile iki taraftan birinin diğerine ödemesi lazımgelen paranın miktarını hakim veya reis tayin eder. Şahsi hakların tahsiline dair olan kararların infazı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine tabidir.

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/75 md.) Devlete ait mahkeme masraflarına ilişkin kararlar Harçlar Kanunu hükümlerine göre infaz olunur.

MAHKUMUN MÜKELLEFİYETİ

Madde 407 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Mahkumiyet halinde hukuku amme davasının hazırlanması masrafları da dahil olmak üzere bütün masraflar mahkuma tahmil olunur. Hüküm kat ‘ileşmeden mahkum ölürse mirasçıları masrafları ödemekle mükellef değildir.

BİRDEN FAZLA SUÇLARDA KISMEN MAHKUMİYETTE VE BİR SUÇTA BİRDEN FAZLA KİMSELERİN MAKKUMİYETİNDE MASRAFLAR

Madde 408 – Birden fazla suçlardan dolayı aleyhinde takibat yapılmış olan kimse bunların bir kısmından mahkum olmuş ise beraet ettiği suçların duruşmasının icap ettirdiği masrafları ödemekle mükellef değildir.

Aynı suçtan dolayı müşterek fail olmak üzere mahküm olanlar muhakeme masrafından birbirine müteselsilen kefil olarak mes ‘uldürler.

Ancak ceza infaz ının ve tevkifin intaç ettiği masraflara bu hüküm tatbik olunmaz.

BERAAT HALİNDE MASRAF

Madde 409 – (Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/76 md.) Beraatına karar verilen kimse ancak kendi kusurundan ileri gelen masrafı vermeye mahkum olur.

Bir kimsenin evvelce ödemek mecburiyetinde kaldığı masraflar Devlet Hazinesine tahmil olunabilir.

KARŞILIKLI HAKARET DAVALARINDA MASRAF

Madde 410 – Birbirine hakaret ve sövme davalarındaki taraflardan birinin veya her ikisinin cezalarının düşmesi, bunlardan birinin veya her iki tarafın masrafları ödemeğe mahküm olmalarına mani olmaz.

CÜRÜM UYDURMA VE İFTİRA GİBİ HALLERDE MASRAF

Madde 411 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

Cürüm uydurma veya iftira suretile yahut ağır bir kayıdsızlıkla yalan ihbarda bulunup da velevki adliye haricinde olsun bir tahkikat icrasını tahrik etmiş olan kimse mahkemece dinlendikten sonra bu tahkikatın Devlet hazinesine veya maznuna iras ettiği masrafları ödemeğe mahkum edilebilir.

(İkinci fıkra Mülga: 21/05/1985 – 3206/82 md.)

Hazırlık tahkikatı neticesinde hukuku amme davasının açılmasına mahal görülemediği takdirde bu hususta verilecek karar Cumhuriyet Müddeiumumisinin talebi üzerine sulh hakimi tarafından verilir.

Bu husustaki karar aleyhine acele itiraz olunabilir.

ŞAHSİ DAVADAN VAZ GEÇME HALİNDE MASRAF

Madde 412 – Doğrudan doğruya şahsi hukuk talebi üzerine yapılan takibatta davacının vaz geçmesinden dolayı takibatın düşmesine karar verilirse masraflar davacıya yükletilir.

ŞAHSİ DAVA ÜZERİNE MAHKÜMİYET HALİNDE MASRAF

Madde 413 – Şahsi dava üzerine görülen işlerde mahküm davacı tarafından yapılan lüzumlu masrafları ödemeğe de mahküm olur.

Davacının şahsi hukukuna kısmen hükmolunmuş ise mahkeme, muhakemenin icap ettirdiği masraflarla davacı ve maznunun ödemek ıztırarında kaldıkları masrafları bu nispette taksim eder.

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/77 md.) Sanığın beraatına, davanın düşmesine veya reddine karar verilirse sanığın ödemek mecburiyetinde kaldığı masraflar davacıya yükletilir.

Bir davada birden fazla davacı ve birden fazla maznun bulunursa masrafların ödenmesinde bunlar birbirlerine müteselsilen kefil olarak mesuldürler.

Bu maddede bahsedilen masraflar, şahsi hukukun isbatı zımmında mecburi seyahat için sarfedilen veya şahit ve ehlihibreye verilecek olan masraf ve tazminatı dahi ihtiva eder. Avukat ve dava vekilleri ücretleri dahi böyledir.

ŞAHSİ DAVA İLE HUKUKU AMME DAVASI İKAMESİ NETİCESİNDEKİ MASRAFI

Madde 414 – (Değişik madde: 08/06/1936 – 3006/1 md.)

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/78 md.) 168 inci maddede beyan olunan halde kamu davası açılıp da neticede sanığın beraatına, davanın düşmesine veya reddine karar verilirse, dilekçe veren hakkında 413 üncü maddenin ikinciden beşinciye kadar olan fıkralarındaki hükümler uygulanır.

Bununla beraber mahkeme veya hakim halin icabına göre müstedinin kısmen veya tamamen masraftan mesul olmamasına karar verir. Mahkeme veya hakim masraflar hakkında karar vermezden evvel müstediyi dinler, meğerki müstedinin davaya dahil olmak hakkı olmıya.

KANUN YOLLARINA MÜRACAAT NETİCESİNDE MASRAF

Madde 415 – Kanun yollarından birine müracaat eden taraf, bu müracaatı geri almasından veya reddolunmasından ileri gelen masrafları öder. Kanun yollarına müracaat eden Cumhuriyet Müddeiumumisi ise maznunun ödemek mecburiyetinde bulunduğu masraflar Devlet Hazinesine yükletilir.

Kanun yoluna müracaat edenin talebi kısmen kabul olunmuş ise mahkeme münasip gördüğü veçhile masrafları taksim eder.

Kat ‘ileşmiş bir hüküm ile neticelenen bir duruşma hakkındaki muhakemenin iadesi talebinden ileri gelen masraflar hakkında dahi aynı hüküm caridir.

Eski hale getirme talebinden doğan masraflar hasım tarafının esassız muhalefetinden hasıl değilse, bu talebi dermeyan edene yükletilir.

DOKUZUNCU KİTAP: MEMNU HAKLARIN İADESİ

MERCİ

Madde 416 – Memnu hakların iadesi istidası mahkümun ikametgahı olan yerin tabi bulunduğu ağır ceza işlerini gören mahkemeye verilir.

İSTİDAYA RAPTOLUNACAK EVRAK

Madde 417 – İstidaya aşağıda yazılı evrak raptolunur :

1 – Mahkümiyeti gösteren kararın sureti,

2 – Müsted ‘inin mahküm oldu ğu cezanın infaz edildiğini veya kanuni sebeplerden dolayı düştüğünü ve tarihlerini ve mahkeme masraflariyle hükmolunmuş ise şahsi hakların ödendiğini müsbit evrak,

3 – Mahküm olduğu cürümden pişman olduğunu ihsas edecek surette hüsnü hali görüldüğüne dair vesikalar.

TETKİK VE KARAR

Madde 418 – Mahkeme bu istida üzerine arasından birini raportör tayin eder. Raportör aza mahkümun adli sicil kayıtlarını celp ile beraber lüzum gördüğü malümatı toplar ve Ceza Kanununun 122 ve 123. maddelerinde yazılı müddetlerin geçip geçmediğini hesap ettikten sonra evrakı Cumhuriyet Müddeiumumiliğine verir.

Mahkeme Cumhuriyet Müddeiumumisinin delilli mütaleanamesi üzerine duruşma yapmaksızın kararını verir. Bu karar aleyhine temyize müracaat olunabilir.

RET KARARI VE TALEBİN TEKRARI

Madde 419 – İstida reddedilirse ret kararının kat ‘ileştiği tarihten itibaren Ceza Kanununun 122 ve 123 üncü maddelerinde yazılı müddetler yeniden geçmedikçe memnu hakların iadesi tekrar istenemez.

İstidanın reddi bazı evrakın noksan olmasından yahut yolunda tanzim edilmemesinden ileri gelmiş ise iade her zaman yeniden istenebilir.

İADE KARARININ İLANI

Madde 420 – Memnu hakların iadesine dair olan karar kat ‘ileştikten sonra müsted’i isterse Resmi Gazete ile ilan olunur.

SON MADDELER

BU KANUNA GÖRE AĞIR CEZA İŞLERİ

Madde 421 – (Değişik madde: 12/06/1979 – 2248/7 md.)

Bu Kanuna göre ağır ceza işlerinden maksat, ölüm ve ağır hapis ve on seneden fazla hapis cezalarını gerektiren cürümlere ilişkin davalardır.

İLGA EDİLEN KANUNLAR

Madde 422 – (Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/79 md.) Ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinde bu Kanunun hükümleri uygulanmak şartıyla, vali, kaymakam ve nahiye müdürlerinin memuriyet görevlerinden doğmayan veya memuriyet görevinin yapıldığı sırada işlenmeyen şahşi suçlarından dolayı haklarında umumi hükümlere göre tahkikat yapılması; nahiye müdürlerinin mensup oldukları ilçe, kaymakamların mensup oldukları il ve valilerin bulundukları il ‘e en yak ın il Cumhuriyet savcısına aittir. Bu madde hükmüne dahil suçlarda son tahkikat yapmaya, hazırlık tahkikatının yapıldığı yerin görevli mahkemesi yetkilidir.

5 Recep 1296 tarihli usulü muhakemati cezaiye kanunu muvakkati ve zeyilleri mülgadır.

Temyiz teşkilatına dair olan kanunun hükmü bakidir. Ceza Kanununun mevkii mer ‘iyete vaz’ ına mütaallik 825 numaralı kanunun 29 uncu maddesinin temyiz kabiliyeti hakkındaki hükmü bu kanuna göre cari olmak üzere diğer hükümleri bakidir.

Sulh Hakimleri Kanunu ile tadil ve zeyillerinin ceza muhakemesi usulüne ait hükümleri mülgadır.

TATİL

Madde 423 – (Değişik madde: 28/06/1938 – 3515/1 md.)

Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her sene temmuzun 20 sinden eylülün beşine kadar tatil olunur.

(Değişik fıkra: 21/05/1985 – 3206/80 md.) Hazırlık tahkikatı ile tutuklu işlere ait duruşmaların ve acele sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yapılacağı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

Tatil zamanında Temyiz Mahkemesi yalnız mevkuflu ve meşhud suçların muhakeme usulüne dair kanuna göre görülen işlerin tedkikatını icra eder.

Tatil zamanına tesadüf eden mühletler işlemez. Bu mühletler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.

Madde 424 – Bu kanunda kullanılan istilahlar ve tabirler Türk Ceza Kanununda bunların karşılığı olarak kullanılmış bulunan eski ıstılah ve tabirler yerine kaim olmuştur.

EK MADDELER

Ek Madde 1 – (Ek madde: 05/03/1973 – 1696)

1) Anayasa ‘da yer alan temel hak ve hürriyetlere ideolojik amaçlarla, Devletin Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bütünlü ğünü veya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayrılığına dayanılarak nitelikleri Anayasada belirtilen

Cumhuriyeti ortadan kaldırmak maksadiyle işlenen suçlarla, bunlara murtabıt suçları;

2) Türk Ceza Kanununun 179, 180, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ayrı olmak üzere 188, 201, 254, 255, 256, 257 ve 264 üncü maddelerinde veya 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki

Kanunun değişik 12 nci yahut aynı Kanunun ek maddesinin, birinci bendinde yazılı suçlar;.

İşleyenler hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturmalar, 3005 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin (A) bendindeki mahal ve aynı Kanunun 4 üncü maddesinde yazılı zaman kayıtlarına bakılmaksızın, bahis konusu

kanun hükümlerine göre yapılır.

(İkinci fıkra Mülga: 21/05/1985 – 3206/82 md.)

Askeri Mahkemelerin yetkisi saklıdır.

Ek Madde 2 – (Ek madde: 05/03/1973 – 1696; İptal: Anayasa Mahkemesi ‘nin 29/01/1980 tarihli ve E. 1979/38, K. 1980/11 say ılı kararı ile.)

Ek Madde 3 – (Ek madde: 05/03/1973 – 1696; İlk fıkra Mülga: 08/05/1985 – 3200/8 md., İkinci fıkra İptal: Anayasa Mahkemesi ‘nin 07/04/1977 tarihli ve E. 1977/5, K. 1977/45 say ılı kararı ile.)

Ek Madde 4 – (Ek madde: 05/03/1973 – 1696)

Ek birinci maddede gösterilen suçların soruşturma veya kovuşturulması sırasında Cumhuriyet Savcısı veya yardımcıları veya hakim yahut mahkeme tarafından yazılı olarak istenilen bilgilere yedi gün içinde cevap verilmesi zorunludur.

Eğer bu süre içinde istenen bilginin verilmesi imkansız ise sebebi ve en geç hangi tarihte cevap verilebileceği bildirilir.

Bilgi istenen yazıda, yukarıdaki fıkralar hükmü ile buna aykırı hareket etmenin kanuni sonuçları yazılır.

Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine aykırı hareket eden kimse, üç aydan altı aya kadar hapis ve beşyüz liradan bin liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.

Bu maddede yazılı suçu, haklarında kamu davasının açılması, izin veya karar alınmasına bağlı bulunan kişiler işlediği takdirde de umumi hükümler dairesinde işlem yapılır.

Yasama dokunulmazlığı saklıdır.

Ek Madde 5 – (Ek madde: 21/05/1985 – 3206/81 md.)

Büyük şehir belediye sınırları içerisinde davayı görmekte olan mahkeme, kesin zorunluluk olmadıkça bu belediye sınırları içerisinde bulunan müdafii, şikayetçi, sanık, tanık ve bilirkişilerin istinabe yolu ile dinlenmesine karar veremez.

Naip tayin edilen mahkeme büyük şehir belediye hudutları içerisinde ise, ilgililer kendi yargı çevresinde bulunmasa dahi, büyük şehir belediye hudutları içerisinde yerine getirilmesi gereken istinabe evrakını geri çevirmeyerek gereğini yapar.

Ek Madde 6 -

Bu Kanunla kaldırılan ilk tahkikat hükümleriyle ilgili olarak; diğer kanunlarda geçen “ilk tahkikat” ibaresi “haz ırlık tahkikatı ” olarak de ğiştirilmiştir.

Diğer kanunlarda, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun ilk tahkikat hükümlerine yapılan atıflar, kamu davasının hazırlanmasına ilişkin hükümlerine yapılmış sayılır. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 163 ve

müteakip maddelerindeki hükümler, tahkikatı yapmakla görevli kılınanlar tarafından uygulanır.

Diğer kanunların ilk tahkikatın yapılmasını zorunlu kılan hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Ek Madde 7 – (Ek madde: 30/07/2003 – 4963 S.K./5. md.)

01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve 245 inci maddelerinde yazılı suçları işleyenler hakkında soruşturma ve kovuşturmalar acele işlerden sayılır, öncelik ve ivedilikle ele alınır. Bu suçlarla ilgili davalarda duruşmalara zorunluluk olmadıkça otuz günden fazla ara verilemez, bu davalara adli tatilde de bakılır.

KANUNUN MERİYET ‘ İ TARİHİ

Madde 425 – Bu kanunun neşri tarihinden dört ay sonra mer ‘idir.

KANUNU İCRAYA MEMUR OLANLAR

Madde 426 – Bu kanunun hükümlerini icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

KANUNA İŞLENEMEYEN GEÇİCİ MADDELER:

1 – 12/06/1979 TARİHLİ VE 2248 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDESİ:

Geçici Madde 1 – Bu Kanunun 7, 20 ve 24 üncü maddeleri, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinde açılmış bulunan kamu davalarına uygulanmaz.

2 – 21/05/1985 TARİHLİ VE 3206 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDESİ:

Geçici Madde – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ilk tahkikatı sonuçlanmamış dava dosyaları, yetkili Cumhuriyet savcılıklarına devredilir. Devralınan evrak, ihtiyaç görüldüğü takdirde gereken tahkikat da yapıldıktan sonra, iddianameye bağlanarak görevli mahkemeye tevdi olunur.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte unvanlı sorgu hakimi olanların kadro unvanları, o yer hakimi olarak değiştirilmiştir. Bunların yeniden atanmaları gerekmez.

3 – 11/05/1988 TARİHLİ VE 3445 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDESİ:

Geçici Madde 1 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, Türk Ceza Kanununun 480 ve 482 nci maddelerinin neşir yoluyla veya radyo ve televizyon veya benzeri kitle haberleşme araçlarıyla işlenmeleri sebebiyle 14l2 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 344 üncü maddesinin 5 inci bendi uyarınca açılmış olan davalara, açıldıkları tarihteki geçerli olan usul hükümleri dairesinde bakılmaya devam olunur.

4 – 03/08/2002 TARİHLİ VE 4771 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDESİ:

Geçici Madde 2 – (Mülga madde: 23/01/2003 – 4793 S.K./5. md.)

5 – 23/01/2003 TARİHLİ VE 4793 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDESİ:

Geçici Madde 1 – Bu Kanunun 1 ve 3 üncü maddeleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmiş olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ilişkin muhakemenin iadesi istemleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılır.

1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Gereğince Yapılacak Hukuki Yardımlar İçin Avukatlık Ücret Tarifesi

Resmi Gazete Tarihi: 04/12/2003

Resmi Gazete Sayısı: 25306

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığından

Genel Hükümler

Konu ve kapsam

Madde 1 – 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 18/11/1992 tarihli ve 3842 sayılı Kanun ile değişik 146 ncı maddesi uyarınca baro tarafından müdafi olarak tayin edilen avukatlara yapılacak hukuki yardımlar için ekli ücret Tarifesi uygulanır.

Ücret

Madde 2 – Soruşturma sırasında yapılacak hukuki yardım için Tarifede gösterilen ücret ödenir.

Müdafi tayin edilen avukata, CMUK Ücret Tarifesine göre makbuz karşılığı ödeme yapılır. Soruşturma ve yargılamada ayrı ücret ödenir. Hazırlık veya son soruşturmada birden fazla sanığa, menfaat çatışması olmadığı sürece tek müdafi tayin edilebilir ve müdafi tayin edilen avukata her sanık için ayrı ücret ödenir.

Hukuki hizmeti sona erdiren haller

Madde 3 – Görevsizlik, yetkisizlik, davanın nakli veya başka nedenlerle müdafilik görevi sona ererse, Tarifede yazılı ücretin yarısı ödenir.

İş sahibinin sonradan bir müdafi seçmesi nedeniyle görevi sona eren müdafie ise Tarifede yazılı ücret tam olarak ödenir.

Davaların birleştirilmesi

Madde 4 – Davaların birleştirilmesi durumunda tek ücret ödenir.

Yarar çatışması

Madde 5 – Birden çok kişinin savunmasını üstlenen müdafi, yarar çatışması nedeniyle görevinden bütünüyle çekilmek zorunda kalırsa, ücreti tam olarak ödenir.

Dava vekiline ücret

Madde 6 – Bu Tarife, dava vekillerince sağlanan hukuki yardımlar için de uygulanır.

Uygulanacak ücret tarifesi

Madde 7 – Müdafilik ücretinin takdirinde hukuki yardımın başladığı tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.

Rücu hakkı

Madde 8 – Yargılama giderleri ile mahkum olan sanıklardan, müdafie ödenen ücreti ödeyebilecek durumda olanlara Türkiye Barolar Birliği rücu edebilir.

Yürürlük

Madde 9 – Bu Tarife yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

AVUKATLIK ÜCRET TARİFESİ

1- Hazırlık aşamasında takip edilen işler için: 50.000.000. TL.

2- Sulh Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için 75.000.000. TL.

3- Asliye Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için 90.000.000. TL.

4- Çocuk Mahkemelerinde takip edilen davalar için 90.000.000. TL.

5- Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için 160.000.000. TL.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığından

GENEL HÜKÜMLER

Konu ve Kapsam

Madde 1 – Bütün hukuki yardımlarda avukat ile iş sahipleri arasında yazılı ücret sözleşmesi yapılmamış olan veya avukatlık ücretinin kanun gereği karşı tarafa yükletilmesi gereken durumlarda, Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümleri uygulanır. Bu Tarifede belirlenen ücretlerin altında avukatlık ücreti kararlaştırılamaz. Aksine yapılan sözleşmelerin ücrete ilişkin hükümleri geçersizdir.

Avukatlık Kanunu’nun 167 nci maddesi gereğince görevlendirilecek Hakem Kurulu ücretlerinin tespitinde bu tarifenin dördüncü kısmı hükümleri uygulanır.

Avukatlık ücretinin kapsadığı işler

Madde 2 – Bu Tarifede yazılı avukatlık ücreti kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığıdır. Avukat tarafından takip edilen dava veya işle ilgili olarak düzenlenen dilekçe ve yapılan diğer işlemler ayrı ücreti gerektirmez. Hükümlerin tavzihine ilişkin istemlerin ret veya kabulü halinde de avukatlık ücretine hükmedilemez.

Ancak, icra takipleriyle, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay ve Sayıştay’da temyizen ve bölge idare mahkemelerinde itirazen görülen işlerin duruşmaları ayrı ücreti gerektirir.

Avukatlık ücretinin aidiyeti, sınırları ve ortak veya değişik sebeple davanın reddinde davalıların avukatlık ücreti

Madde 3 – Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, ekli Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur.

Müteselsilen sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.

Birden çok avukat ile temsil

Madde 4 – Aynı hukuki yardımın birden çok avukat tarafından yapılması durumunda, karşı tarafa bir avukatlık ücretinden fazlası yükletilemez.

Ücretin tümünü haketme

Madde 5 – Hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukat, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır.

Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret

Madde 6 – Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulh nedenleriyle; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilirse tamamına hükmolunur.

Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret

Madde 7 – Görevsizlik, yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, davanın nakline veya davanın açılmamış sayılmasına; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce karar verilmesi durumunda, Tarifede yazılı ücretin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonraki aşamada ise tamamına hükmolunur.

Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti ikinci kısmın ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.

Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.

Kanunlar gereği gönderme, yeni mahkemeler kurulması nedeniyle görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmedilmez.

Karşılık davada, davaların birleştirilmesinde ve ayrılmasında ücret

Madde 8 – Bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunur.

Nafaka, kira tespiti ve tahliye davalarında ücret

Madde 9 – Tahliye davalarında bir yıllık kira bedeli tutarı, kira tespiti ve nafaka davalarında tespit olunan kira bedeli farkının veya hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden Tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı, vekalet ücreti olarak hükmolunur. Bu miktarlar, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten az olamaz.

Nafaka davalarında reddedilen kısım için avukatlık ücretine hükmedilemez.

Manevi tazminat davalarında ücret

Madde 10 – Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.

Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.

Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.

İcra ve iflas müdürlükleri ile tetkik merciinde ücret

Madde 11 – İcra ve İflas Müdürlüklerindeki hukuki yardımlara ilişkin avukatlık ücreti, takip sonuçlanıncaya kadar yapılan bütün işlemlerin karşılığıdır. Konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde icra dairelerindeki takipler için öngörülen ücretin 1/2 sinden az olamaz.

Aciz belgesi alınması, takibi sonuçlandıran işlemlerden sayılır.

İcra tetkik mercilerinde duruşma yapılırsa Tarife gereğince ayrıca avukatlık ücreti hükmedilir. Şu kadar ki bu ücret, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün iki ve üç sıra numaralarında gösterilen iş ve davalarla ilgili hukuki yardımlara ilişkin olup, Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenecek avukatlık ücreti bu sıra numaralarında yazılı miktarları geçemez.

Nafaka ve tahliyeye ilişkin icra takiplerinde, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümündeki tetkik mercilerinde açılan istihkak davalarında ise üçüncü kısımdaki ücretlere hükmedilir.

Borçlu itiraz süresi içerisinde borcunu öderse tarifeye göre belirlenecek ücretin dörtte üçü takdir edilir.

Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret

Madde 12 – Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Belirlenen bu ücret, yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre tespit edilen ücretten az olamaz.

Ceza davalarında ücret

Madde 13 – Şahsi davalarda (CMUK 344) beraat kararı verilmesi durumunda, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre sanık vekili yararına avukatlık ücretine hükmolunur.

Şahsi dava veya kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete karar verilmiş ve şahsi hak isteminin bir bölümü kabul edilmiş ise, ret edilen miktar üzerinden sanık vekili yararına hükmedilecek avukatlık ücreti Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.

Ceza hükmü taşıyan özel yasa, tüzük ve kararnamelere göre yalnız para cezasına hükmolunan davalarda tarifeye göre belirlenecek avukatlık ücreti hükmolunan para cezası tutarını geçemez.

466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanuna göre tazminat için Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan başvurularda, Tarifenin üçüncü kısmı gereğince avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki, hükmedilecek bu ücret ikinci kısmın ikinci bölümünün onuncu sıra numarasındaki ücretten az olamaz.

Şahsi davacı veya davaya katılanın manevi tazminat istemiyle ilgili avukatlık ücretinin tespitinde onuncu madde hükmü uygulanır.

Çocuk mahkemelerinde, suçun vasfına göre; sulh, asliye, ağır ceza mahkemeleri için, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde öngörülen maktu ücretlere ilişkin hükümler uygulanır.

Danıştay’da, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde görülen dava ve işlerde ücret

Madde 14 – Danıştay’da ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri genel kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde davaya cevap verme sürelerinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedilir.

Şu kadar ki, dilekçelerin görevli mercie gönderilmesine veya dilekçenin reddine karar verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmolunmaz.

Yüksek İdare Mahkemesinde görülen dava ve işlerde de yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümler uygulanır.

Uzlaşma tutanağının hazırlanmasında ücret

Madde 15 – Avukatlık Kanununun 35/A maddesinde sözü edilen uzlaşma tutanağının hazırlanmasında, konusu itibarıyla görevli mahkemeler için, bu Tarifenin ilgili kısımlarında belirlenen ücretin 1/2 si uygulanır.

Tahkimde ücret

Madde 16 – Hakem önünde yapılan her türlü hukuki yardımlarda da bu Tarife hükümleri uygulanır.

İş takibinde ücret

Madde 17 – Bu tarifeye göre iş takibi; yargı yetkisinin kullanılması ile ilgisi bulunmayan iş ve işlemlerin yapılabilmesi için, iş sahibi veya temsilci tarafından yerine getirilmesi kanunlara göre zorunlu olan iş ve işlemlerdir.

Tarifede yazılı iş takibi ücreti bir veya birden çok resmi daire, kurum veya kuruluşça yapılan çeşitli işlemleri içine alsa bile, o işin sonuçlanmasına kadar yapılan bütün hukuki yardımların karşılığıdır.

Dava vekili eliyle takip olunan işlerde ücret

Madde 18 – Dava vekilleri tarafından takip olunan dava ve işlerde de bu Tarife uygulanır.

Tarifede yazılı olmayan işlerde ücret

Madde 19 – Tarifede yazılı olmayan hukuki yardımlar için, işin niteliği göz önünde tutularak, Tarifedeki benzeri işlere göre ücret belirlenir.

Uygulanacak tarife

Madde 20 – Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.

Yürürlük

Madde 21 – Bu Tarife yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

AVUKATLIK ÜCRET TARİFESİ

BİRİNCİ KISIM

BİRİNCİ BÖLÜM : Dava ve Takiplerin Dışındaki Hukuki Yardımlarda Ödenecek Ücret

1. Büroda sözlü danışma (ilk bir saate kadar) 90,000,000.- TL.

takip eden her saat için 40,000,000.- TL.

2. Çağrı üzerine gidilen yerde sözlü danışma (ilk bir saate kadar) 175,000,000.- TL.

takip eden her saat için 90,000,000.- TL.

3. Yazılı danışma için 150,000,000.- TL.

4. Her türlü dilekçe yazılması, ihbarname, ihtarname, protesto 90,000,000.- TL.

düzenlenmesinde

5. Sözleşmeler ve benzeri belgelerin hazırlanması

a) Kira sözleşmesi ve benzeri 150,000,000.- TL.

b) Tüzük, yönetmelik, miras sözleşmesi, vasiyetname, vakıf

senedi ve benzeri belgelerin hazırlanması 550,000,000.- TL.

c) şirket ana sözleşmesi, şirketlerin devir ve birleşmesi vb.

ticari işlerle ilgili sözleşmeler. 550,000,000.- TL.

İKİNCİ BÖLÜM : İş Takibi Konusundaki Hukuki Yardımlarda Ödenecek Ücret

1. Bir durumun belgelendirilmesi, ödeme aşamasındaki paranın 110,000,000.- TL.

tahsili veya bir belgenin örneğinin çıkarılması gibi işlerin takibi için

2. Bir hakkın doğumu, tespiti, tescili, nakli, değiştirilmesi, sona 200,000,000.- TL.

erdirilmesi veya korunması gibi amaçlarla yapılan işler için

3. Tüzel kişi tacirlerin ana sözleşmelerinin onanması, bu 1,000,000,000.- TL.

tacirlerin çalışma konuları ile ilgili ruhsat ve imtiyazların alınması,

devri ve Türk vatandaşlığına kabul edilme gibi işlerin takibi için

4. Vergi uzlaşma komisyonlarında takip edilen işler için 400,000,000.- TL.

5. Uluslararası yargı yerlerinde takip edilen işlerde

a) Duruşmasız ise 1,750,000,000.- TL.

b) Duruşmalı ise 3,500,000,000.- TL.

c) Konusu para olan işlerde ise ücret Tarifenin üçüncü kısmına

göre belirlenir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : Avukatlık Kanununun 35 inci Maddesi Gereğince Bulundurulması Zorunlu Sözleşmeli Avukatlara Aylık Ödenecek Ücret

1. Yapı kooperatiflerinde 275,000,000.- TL.

2. Anonim şirketlerde 425,000,000.- TL.

Takip edilen dava, takip ve işlerde tarifeye göre hesaplanacak vekalet ücreti yıllık avukatlık ücretinin üzerinde olduğu takdirde aradaki miktar avukata ödenir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Kamu Kurum ve Kuruluşlarıyla Özel Kişi ve Tüzel Kişilerin 450,000,000.- TL.

Sözleşmeli Avukatlarına Ödeyecekleri Aylık Avukatlık Ücreti

Takip edilen dava, takip ve işlerde tarifeye göre hesaplanacak vekalet ücreti yıllık avukatlık ücretinin üzerinde olduğu takdirde aradaki miktar avukata ödenir.

İKİNCİ KISIM

BİRİNCİ BÖLÜM : Yargı Yerlerinde, İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olsa veya Para ile Değerlendirilebilse Bile Maktu Ücrete Bağlı Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret

1. Görülmekte olan bir dava içinde olmamak koşulu ile ihtiyati

haciz, ihtiyati tedbir, delillerin tespiti, icranın geri

bırakılması, ödeme ve tevdi yeri belirlenmesi işleri için:

a) Duruşmasız ise 90,000,000.- TL.

b) Duruşmalı ise 120,000,000.- TL.

Şu kadar ki, duruşmasızlarda (750,000,000) liraya,

duruşmalılarda (1,000,000,000) liraya kadar istenen ihtiyati

haciz ve tedbirler için üçüncü kısma göre avukatlık ücreti uygulanır.

2. Ortaklığın giderilmesi için satış memurluğunda yapılacak 150,000,000.- TL.

işlerin takibi için

3. Ortaklığın giderilmesi ve taksim davaları için 325,000,000.- TL.

4. Vergi mahkemelerinde takip edilen dava ve işler için

a) Duruşmasız ise 210,000,000.- TL.

b) Duruşmalı ise 300,000,000.- TL.

Şu kadar ki, davanın ilişkin bulunduğu vergi miktarı

duruşmasızlarda (1,750,000,000) liraya, duruşmalılarda

(2,500,000,000) liraya kadar olan işlerde üçüncü kısma

göre avukatlık ücreti uygulanır.

İKİNCİ BÖLÜM : Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olmayan veya Para ile Değerlendirilemeyen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret

1. İcra dairelerinde yapılan takipler için 90,000,000.- TL.

2. İcra tetkik mercilerinde takip edilen işler için 100,000,000.- TL.

3. İcra tetkik mercilerinde takip edilen dava ve duruşmalı işler için 150,000,000.- TL.

4. İcra tetkik mercilerinde takip edilen ceza işleri için 90,000,000.- TL.

5. Hazırlık aşamasında takip edilen işler için 150,000,000.- TL.

6. Sulh mahkemelerinde takip edilen davalar için 150,000,000.- TL.

7. Asliye mahkemelerinde takip edilen davalar için 300,000,000.- TL.

8. Tüketici mahkemelerinden takip edilen davalar için 120,000,000.- TL.

(Şu kadarki müddeabihi 1,000,000,000.- TL.’yi geçen işlerde,

bu tarifenin üçüncü kısmına göre Avukatlık ücreti belirlenir).

9. Fikri ve sınai haklar mahkemelerinde takip edilen davalar için 1,100,000,000.- TL.

(Şu kadarki, konusu para ile ölçülebilen işlerde, müddeabihin

10,000,000,000.- TL.’yi geçmesi halinde, bu tarifenin üçüncü

kısmına göre Avukatlık ücreti belirlenir).

10- Ağır ceza ve devlet güvenlik mahkemelerinde takip edilen

davalar için 700,000,000.- TL.

11- Askeri mahkemelerde takip edilen davalar için 400,000,000.- TL.

12- İdare ve vergi mahkemelerinde takip edilen davalar için

(a) Duruşmasız ise 200,000,000.- TL.

(b) Duruşmalı ise 325,000,000.- TL.

13- Yargıtay’da ilk derecede görülen davalar için 700,000,000.- TL.

14- Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede

görülen davalar için

(a) Duruşmasız ise 300,000,000.- TL.

(b) Duruşmalı ise 700,000,000.- TL.

15- Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay ve Sayıştay’da temyiz

yolu ile görülen işlerin duruşması için 375,000,000.- TL.

16- Uyuşmazlık Mahkemesindeki davalar için 375,000,000.- TL.

17- Anayasa Mahkemesinde görülen dava ve işler için

a) Yüce Divan sıfatı ile bakılan davalar 1,400,000,000.- TL.

b) Diğer dava ve işler 700,000,000.- TL.

ÜÇÜNCÜ KISIM : Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olan veya Para ile Değerlendirilebilen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret

1. İlk (5,000,000,000.-) lira için %12

2. Sonra gelen (10,000,000,000.-) lira için %10

3. Sonra gelen (35,000,000,000.-) lira için %8

4. Sonra gelen (100,000,000,000.-) lira için %6

5. Sonra gelen (250,000,000,000.-) için %4

6. Sonra gelen (400,000,000,000.-) lira için %2

7. Sonra gelen (700,000,000,000.-) lira için %1

8. 1,500,000,000,000.- liradan yukarısı için %0.1

DÖRDÜNCÜ KISIM : Avukatlık Kanununun 167 nci Maddesine Göre Görevlendirilen Hakem Kuruluna Ödenecek Ücret

Hakem kurulunda görülecek tüm dava ve işler için 300,000,000.- TL.

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: